EVRÂD-I KADİRİYYE ve ŞERHİ

 EVRÂD-I-ŞERİFE-İ-KADİRİYYE

Bu vird, içerisinde Kur’an-ı Kerim’den âyetler, hadis-i şerifler ve salâtu selâm bulunan Kadirî evrâd-ı şerifi Gavs’ul-â’zam Abdulkadir Geylani hazretleri tarafından tertiplenmiş bir virddir. Kadirî dergâhlarında zikrullaha başlanılmadan önce okunmakta olup, vakit namazlarından sonra veya günün herhangi bir zamanında da okunması için müridlere telkin ve talim olunmuş bir virddir.

Arapça ve Türkçe harflerinin yanısıra, şerhi tercümesi ile birlikte düzenlenmiştir.

Bu Kitabı ister sayfanın altındaki konu başlıklarına tıklayarak tamamını sitemizden Akıllı telefonlara uyumlu olarak  okuyabilir. isterseniz hemen alttaki linklerden ÜCRETSİZ olarak indirebilirsiniz…

 Cep telefonundan okumak için indiriyorsanız Google play Kitaplarda tam ekran okuyabilmeniz için EPUB formatında indirip Google play kitaplarda açıp okumanızı tavsiye ederiz…

Abdülkâdir Geylâni

SAYFAYI TAVSİYE ET

BU KİTABI ÜCRETSİZ İNDİR

           

KİTABI OKU (Başlıklara Tıklayın)

Sitemizin bu açılır başlık uygulamasında, Arapça harfleri teknik olarak kullanamadığımız için burada sadece Türkçe okunuşunu yayınlıyoruz. Arapça harflerle de okunuşu için yukarıdaki butonlardan Pdf, Epub formatlarında indirip okuyabilirsiniz...

E’ûzü billahi min-eş-şeytan-ir-raciym. Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym

 

El-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn. Er-Rahman-ir-Rahiym.

Mâlik-i yevm-id-din.

İyyâke nâ’büdü ve iyyâke nesta’ıyn.

İhdinas-sırat-el-müstakiym.

Sırat-elleziyne en’amte aleyhim.

Gayr-il mağdubi aleyhim ve led-dâlliyn. (Âmin)

 İnnallahe ve melâ’iketehu yusallûne alen-Nebiy.

Yâ eyyühelleziyne âmenû sallû aleyhi ve sellimû tesliymâ

Allahümme salli ve sellim ve bârik âlâ seyyidinâ Muhammed’in ve âlâ âlihi ve sahbihi ecma’iyn.

Sübhane Rabbike Rabbil-izzeti ammâ yasif ûn ve selâmün alel-mürseliyn. Velhamdü lillahi Rabbil-âlemiyn. (1)

(1) Burada, şükür makamında iki elle yüz meshedilecektir.

 

Es-salâtü ves-selâmü aleyke ya Resûlallah.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ Habiballah.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ Halilallah.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ Nebiyyallah.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke ya safiyyallah.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ hayre halkillâh.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ nure arşillah.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ emin-e vahyillah.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men zeyyenehullah.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men şerrefehullah.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men kerremehullah.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men azzemehullah.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ men allemehullah.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ seyyid-el-mürseliyn.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ imâm-el-müttekiyn.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ hâtem-en-Nebiyyin.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ rahmeten lil-âlemiyn.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ şefiy-âl-müznibiyn.

Es-salâtü ves-selâmü aleyke yâ Resûle Rabbil-âlemiyn.

Salâvatullahi ve melâ’iketihi ve Enbiyâ’ihi ve hamelet-i arşihi ve cemi-i halkıhi alâ seyyidinâ Muhammed’in ve âlihi ve sahbihi ecma’iyn.

(Allahümme salli âlâ seyyidinâ Muhammed’in abdike ve habibike ve Resûlik-en-Nebiyyil ümmiyi ve âlâ âlihi ve sahbihi ve sellim.) (1)

(1) Bu salâvat, üç kere okunacaktır.

(Allahümme salli âlâ seyyidinâ Muhammed’in-nin-Nebiyyil melihi sahib-il makam-il âlâ vel-lisan-il-fasih.) (2)

(2) Bu salâvat, üç kere okunacaktır.

Allahümmec’al efdale salâvatike ebeden

Ve enmâ berekâtike sermeden

Ve ezkâ tahiyyâtike fadlen ve adeden

Alâ eşref-il halâ’ik-il insaniyyeti

Ve mecma’il hakayik-il iymaniyyeti

Ve Tûr-it tecelliyât-il ihsaniyyeti

Ve mehbit-il esrar-ir Rahmaniyyeti

Ve arûs-il memleket-ir Rabbaniyyeti

Ve vasıtati ıkd-in Nebiyyin

Ve mukaddimi ceyş-il mürseliyn

Ve ka'idi rekb-il Enbiyâ-il mükerremiyn

Ve efdal-il halki ecma’iyn

Hâmil-i livâ-il izzil-â’lâ

Ve mâlik-i ezimme’t-il mecd-il esnâ

Şâhid-i esrâr-il ezel

Ve müşâhid-i envâr-i sevabık-ıl üveli

Ve terceman-ı lisan-il kıdem

Ve menba’il ilm-i vel-hilm-i vel-hıkem

Mazhar-ı sırrıl-cûd-il cüz’iyyi vel-külliyyi

Ve insan-i ayn-il vücud-il ulviyyi ves-süfliyyi

(Ruh-u cesed-il kevneyn) (3)

(3) Bu cümle üç kerre okunacak ve her defasında vücut mesh olunacaktır.

(Ve ayn-i) (4) hayat-id-dâreyn

(4) Burada iki elin baş parmaklarının tırnağı öpülerek gözlerin üzerine meshedilecektir.

El-mütehakkıki bi-â’lâ rüteb-il ubudiyyeti

 Vel-mütehallık-i bi-ahlâk-il makamat-il-istifâ’iyyeti

El-halil-il â’zam vel-habib-il ekrem

Seyyidinâ Muhammed’in bin Abdillah bin Abdilmuttalip ve âlâ sâ’ir-il Enbiyâ-i-vel mürseliyn

Ve âlâ melâ’iketik-el mukarrebiyn

Ve âlâ ibâdillah-is sâlihiyn

Min ehl-is semâvat-i ve ehl-il-ardıyne

Küllemâ zekerek-ez-zâkirûn

Ve gaf ele an zikrik-el gafilûn

Ve sellim ve radiyallahu an ashab-i Resûlillah-i ecma’iyn.

EVRÂD; lügatte VİRD’in cem’i (Çoğulu) olup, VÎRD’ler yani her zaman tekrar edilen ve belirli zamanlarda okunması vazife bilinen dualar anlamına gelmektedir. Biz, buna dil alış­kanlığı veya daima dilde bulunması, daima tekrarlanması gerekli hayırlı ve faydalı sözler de diyebiliriz. Kaldı ki, evrâd-ı şeriflerin çoğu Kur’an-ı kerimden âyetler, Hadis-i şe­rifler ve salâtü selâm ile süslenmiştir. Tarikat-i aliyyenin pirân-ı izâmı veya daha sonra gelen meşâyih-i kirâmı tarafın­dan tertip olunmuş ayrı ayrı evrâd-ı şerifesi vardır.

Kadiri evrâd-ı şerifinin, başından ALLAHÜMMEC’AL EFDALE SALÂVATİKE ibaresine kadar olan kısmı, MÜZEKKİN NÜFUS müellifi Eşref zade Şeyh Abdullah Rûmi kaddesallahu sırrah-ul-Kayyumi hazretlerinin, muhterem mür­şitleri, Pir sultan Abdülkadir-i Geylâni kuddise sırruh efendi­mizin torunu Şeyh Seyyid Hüseyin-il Hamavi kuddise sırruh tarafından, mütebakisi Gavs-ül-â’zam hazretlerince tertip buyurulmuş olup Kadiri dergâhlarında mübarek geceler­de zikrullaha başlanılmadan okunduğu gibi, müritlere de sabah namazlarından sonra veya günün diğer münasip bir zamanında muntazaman okunması telkin ve talim olunmuş­tur.

Mânası ve medlûlu bilinmeden okunacak herhangi bir dua ile, bilerek ve anlayarak okunan dua arasında, kabule ka­rin olması bakımından elbette büyük farklar olacağını göz önünde bulundurarak, Kadir-i evrâd-ı şerifesinin metnini ver­dikten sonra, öz ve özet halinde şerhini ve açıklamasını yap­mayı da maksada uygun ve faydalı bulduk.

Bu kısa izahattan sonra, şimdi açıklamalara başlayabi­liriz:

 

E’ÛZÜ BİLLÂHİ’MİN-EŞ-ŞEYTAN-İR-RACÎYM

Rahmet-i İlâhiden kovulmuş olan şeytanın şerrinden, Allahu teâlânın hıfz-u himayesine sığınırım.

BİSMİLLAH-İR-RAHMAN-İR-RAHİYM

Rahman ve Rahiym olan Allahu Azim-üş-şânın ismiyle başlarım.

EL-HAMDÜ -LİLLAHİ RABBİL-ÂLEMİYN

Bütün hamd ve senâlar, o Allahu teâlâya mahsus ve mün­hasırdır ki, âlemlerin Rabbi, mürebbisi ve mâlikidir.

ER-RAHMAN-İR-RAHİYM

Dünya hayatında- Ayırd etmeksizin- bütün yarattıkla­rına nimetlerini ihsanlarını ve merhametini esirgemez. Âhirette ise, yalnız mü’min kullarına rahmet ve merhamet eyler.

MÂLİK İ YEVM-İD-DİN

Hesap ve ceza gününün hâkimidir.

İYYÂKE NA’BÜDÜ VE İYYÂKE NESTA’İYN

Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yardım dileriz.

İHDİNAS-SIRAT-EL- MÜSTAKİM SIRAT-ELLEZİYNE EN’AMTE ALEYHİM

Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna hidayet et.

GAYR-İL MAGDUBİ ALEYHİM VELED-DÂLLİYN

Gazabına uğrayanların ve sapıkların yollarına değil. (Âmin.)

(Evrâd-ı şerif enin bundan sonra gelen kısmı, Ahzâb sûre-i celilesinin 56. âyet-i kerimesidir.)

İNNALLAHE VE MELÂ’İKETEHU YUSALLÜNE ALEN-NEBİY YÂ EYYÜHELLEZİYNE ÂMENÜ SALLÛ ALEYHİ VE SELLİMU TESLİMÂ

Muhakkak ki, Allahu teâlâ ve melekleri Nebiyyi zişâna salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât ve selâm edin.

(Bilindiği gibi, SALÂT’ın iki mânası vardır. Birisi namaz­dır ve diğeri Peygambere duadır, ki bu duaya TASLİYE de­nilir. Salât, Allahu teâlâ tarafından olursa; Hakkın rahmet ve in’amı, meleklerin istiğfarı ve Resûl-ü zişânın medh-ü senâsı demek olur. Selâm ise, ayıplardan ve âfetlerden beri olmak­tır. Birbirimize karşı alıp verdiğimiz selâm da bu mânada bir duadır. Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz haz­retleri, bir Hadis-i şeriflerinde: (BENİ BİR KERRE TASLİ­YE EDENİ, ALLAHU ÂZİM-ÜŞ-ŞAN ON KERRE TASLİYE EDER,) buyurmuş olduklarından, diğer bütün evrâd-ı şerif­lerde olduğu gibi, Kadiri evrâd-ı şerifinde de salât ve selâma, geniş bir yer verilmiştir.)

ALLAHÜMME SALLİ VE SELLİM VE BÂRİK ALÂ SEYYİDİNÂ MUHAMMEDİN VE ALÂ ÂLİHİ VE SAHBİHİ ECMA’IYN

Allah'ım! Sen efendimiz Muhammed Mustafa’ya, onun soyuna ve ashabına salat ve selam eyle. 

SÜBHANE RABBİKE RABBİL İZZETİ AMMA YASIFUN VE SELÂMÜN ALEL MÜRSELİYN VEL-HAMDÜ LİLLAHİ RAB­BİL-ÂLEMİYN  (1)

Kudret ve İzzet sahibi Rabbin, onların isnat etmekte oldukları vasıflardan münezzehtir. Selam peygamberlerin üzerinedir. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. (1)

(1) Burada, şükür makamında iki elle yüz meshedilecektir.

Evrâd-ı şerif enin bu kısmı da Saffât sûre-i celilesinin 180 -181 ve 182. âyet-i kerimeleridir ki, her duadan sonra okunmaktadır. Zira, bir Hadis-i şerifte: «Kim, âhirette kilelerle ölçülecek sevap isterse, her mecliste son sözü SÜBHANE RABBİKE RABBİL İZZETİ AMMA YASIFUN VE SELÂMÜN ALEL MÜRSELİYN VEL-HAMDÜ LİLLAHİ RAB­BİL-ÂLEMİYN olsun» buyurulmuştur.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ RESÛLALLAH

(Allahu teâlânın rahmet ve in’amı, bereket ve ihsanı selâm ve senası senin üzerine olsun ve seni bütün âfetlerden selâmette bulundursun ey Allahın Resûlü.)

Salâtın mânasını yukarıda açıklamıştık. Resûlün de üç mânası vardır:

  1. Elçi
  2. Allahu teâlâ tarafından kitap ile gönderilen peygamberler
  3. Peygamber-i zişân efendimiz. Burada, her üç mâna da kas­tedilmekle beraber, daha ziyade üçüncü mânayı kasd ve kabul etmek lâzımdır. (Aşağıda salât ve selâm tekrar edildikçe, bu­na göre mâna verilmelidir.)

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ HABİBALLAH

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın sevgilisi.)

Habiballah, Peygamber efendimizin mübarek isimlerindendir. Habip, sevgili demektir.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ HALİLALLAH

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın sadık dostu.)

Halil, sadık dost demektir. Allahu teâlânın en sadık dos­tu olarak peygamber efendimiz Halilallah diye de anılmakta­dır. Bu isim, aynı zamanda efendimizin muhterem dedeleri İb­rahim Peygamber aleyhisselâma da verilmiştir.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ NEBİYYAL­LAH

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın Nebisi.)

Nebi, bilindiği gibi Allahu teâlâ tarafından kullara ahkâ­mı tebliğ eden zât-ı şerif demektir. Resûl ile arada şu fark vardır. Nebiler, kitap sahibi olmayabilirler. Oysa, Resûl kitap sahibi bulunanlara mahsustur.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ SAFİYYALLAH

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın pâk ve temiz kulu.)

Safi, pâk ve temiz manasına gelir. Peygamber efendimi­zin mübarek isimlerinden olduğu gibi Âdem aleyhisselâmın da isimlerindendir.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ HAYREHALKİLLAH

(Salât ve selâm senin üzerine ol­sun, ey Allahu teâlânın yarattıklarının en hayırlısı.)

Hayr'ın mânası açıktır ve herkes tarafından bilinmek­tedir. Halkillah, Allahu teâlânın yarattığı bütün mahlûkat-ı ilâhiyyedir. Peygamber efendimiz âlemlere rahmet olarak gönderilmiş, âdemoğullarının efendisi ve bütün yaratılmışla­rın en üstünü bulunduğundan elbette mahlûkat-ı ilâhiyyenin en hayırlısıdır.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ NURE ARŞİLLAH

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın arşının nu­ru.)

Arş-ı İlâhi, nûr-u Muhammedi’den yaratılmış bulundu­ğundan Peygamber efendimiz elbette arşın nurudur.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ EMİN E VAHYİLLAH

(Salât ve selâm senin üzerine ol­sun, ey vahy-i İlâhinin emini.)

Peygamber efendimiz, Hak teâlâ tarafından kendilerine vahyolunanların hepsini, aynen ve tamamen ümmetine tebliğ ve talim buyurmuş olduklarından vahyin emini manasına «Emin-e vahyillah» olarak tavsif olunmuşlardır. Kaldı ki, risâlet ve nübüvvetlerinden önce de kendilerine MUHAMMED-ÜL EMİN lâkabı verilmiş olduğu tarihi kaynaklardan anlaşılmaktadır.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ MEN ZEYYENEHULLAH

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın ziynettendirdiği.)

Zeyyenehullah, Allahu teâlânın ziynetlendirdiği, süsle­diği demektir. Gerçekten, Peygamber efendimiz Hak celle ve âlâ hazretleri tarafından mânen ve maddeten, zâhiren ve bâtınen hiçbir kula nasip ve müyesser olmayan üstün meziyetler ve mümtaz hasletlerle süslenmiştir.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ MEN ŞERREFEHULLAH

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın şereflendirdiği.)

Şerrefehullah, Allahu teâlânın şereflendirdiği demektir. Gerçekten, Peygamber efendimiz hiçbir Resûl ve Nebiye na­sip olmamış şereflerle müşerref kılınmıştır.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ MEN KERREMEHULLAH

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın ululaştırdığı, tekrim ve tâzim ettiği.)

Kerremehullah, Allahu teâlânın ululaştırdığı, hürmet ve tâzim ettiği demektir. Gerçekten, Hak teâlâ Peygamber efen­dimizi tekrimat-ı sübhaniyesine mazhar kılmış ve kendisine hiçbir peygamberine göstermediği tâzimi göstermiştir.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ MEN AZZEMEHULLAH

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın büyült­tüğü ve yücelttiği.)

Azzemehullah, Allahu teâlânın büyülttüğü ve yücelttiği demektir. Gerçekten, Hak teâlâ Peygamber efendimizi bütün peygamberleri arasında büyültmüş ve yüceltmiştir. Buna göre: denilmek istenilmiştir.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ MEN ALLEMEHULLLAH

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın ilm-i ezelisini talim buyurduğu.)

Allemehullah, Allahu teâlânın talim buyurduğu, öğrettiği demektir. Gerçekten, Hak teâlâ Peygamber efendimizi ilm-i ledün ile, zâhir ve bâtın ilimleriyle, evveliyn ve âhiriyn ilimle­riyle talim buyurmuştur.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ SEYYİD-EL- MÜRSELİYN

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey bütün peygamberlerin efendisi)

Seyyid, Efendi demektir. Mürseliyn de Âdem aleyhisselâmdan itibaren Resûl-ü zişân efendimize kadar gönderilen Peygamberân-ı izâm hazeratına denilir.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ İMAM-EL- MÜTTEKİYN

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey takva ehlinin imamı, önderi ve rehberi.)

İmamın mânası bellidir. Müttekiyn ise, günahlardan ve bütün şüpheli hal ve hareketlerden sakınanlar, takva ehli olan­lar demektir.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ HÂTEM-EN- NEBİYYİN

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın son peygam­beri.)

Hâtem, sonuncu demektir. Nebiyyin de Nebiler mânasına gelir. Gerçekten Kur’an-ı kerimde Ahzâb sûre-i celilesinin 40. âyet-i kerimesinde (VE LÂKİN RESÛLÜLLAH-İ VE HÂ- TEM-EN-NEBİYYÎN — Lâkin o, Allahın peygamberi ve peygamberlerin de sonuncusudur,) buyurulmuştur.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ RAHMETEN LİL-ÂLEMİYN

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey âlemlere rahmet olarak gön­derilen...)

Rahmeten lil-âlemiyn, âlemlere rahmet olan demektir. Gerçekten, Kur’an-ı kerimde Enbiyâ sûre-i celilesinin 107. âyet-i kerimesinde (VE MÂ ERSELNÂKE İLLÂ RAHME­TEN LİL-ÂLEMİYN — Biz, seni ancak âlemlere rahmet ol­mak üzere gönderdik,) buyurulmaktadır.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ ŞEFİ-AL- MÜZNİBİYN

(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey günahkârların şefaatçisi.)

Şefi, şefaat edici demektir. Müznibiyn ise günahkârlar anlamına gelir. Gerçekten, Peygamber efendimize Hak teâlâ şefaat hakkı bahş ve ihsan buyurmuştur. Mahşer gününde, bütün peygamberlerin dizleri üzerine çökerek, nefsleri kaygısına düştükleri esnada, Resûl-ü zişân efendimiz Allahu azim- üş-şân katında günahkâr ümmetine şefaatçi olacaktır ve bu şefaatleri de haktır.

ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ RESÛLE RABBİL-ÂLEMİYN

(Salât ve selâm senin üzerine ol­sun, ey âlemlerin Rabbinin Resûlü.)

Resûl ve Rabbil-âlemiyn kelimelerinin mânaları yukarı­da açıklanmıştı.

SALÂVATULLAHİ VE MELÂ’İKETİHİ VE ENBİYÂ’İHİ VE HAMLE’T-İ ARŞİHÎ VE CEMİ-İ HALKİHİ ALÂ SEYYİDÎNÂ MUHAMMEDİN VE ÂLİHİ VE SAHBİHÎ ECMA’İYN

Allahu teâlânın fazl-ü ihsanı, meleklerinin, Nebilerinin, arşı taşıyanların ve bütün yaratılmışların tâzimat ve salâvatı efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselâm ile âlinin, evlâdının, ezvacının, ashabının üzerlerine olsun.

ALLAHÜMME SALLÎ ALÂ SEYYİDÎNÂ MUHAMME­DİN ABDÎKE VE HABİBİKE VE RESÛLİK-EN-NEBÎYYİL- ÜMMİYİ VE ALÂ ÂLİHÎ VE SAHBİHÎ VE SELLİM   (Bu salâvat, üç kere okunacaktır.)

Allahım! Senin kulun, peygamberin, sevgilin ve ümmi ola­rak yarattığın Nebiyyi âlimin olan efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselâm ile âline, evlâdına, ezvacına ve ashabına sonsuz ihsanların ve senâlarınla, rahmet ve in’amlarınla tâzim buyur.

ALLAHÜMME SALLİ ALÂ SEYYİDÎNÂ MUHAMME-DİNİN-NEBÎYYİL-MELİHÎ SAHİB-İL MAKAM-İL Â’LÂ VEL-LİSAN-İL FASİH (Bu salâvat, üç kere okunacaktır.)

Allahım! Efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselâma son­suz ihsanlarınla, senâlarınla, rahmet ve in’amlarınla tâzim buyur ki, o senin mânen ve maddeten, zâhiren ve bâtınen gü­zellerin güzeli olarak yarattığın, Makam-ı Mahmud gibi yüce makamlar bahşettiğin, fasih lisan ile emirlerini ve nehiylerini tebliğ ettirdiğin Nebiyyi kerimindir.

ALLAHÜMMEC’AL EFDALE SALÂVATİKE EBEDEN

Allahım! Sonsuz ihsan ve senâlarının, rahmet ve in’amlarının en üstününü ve ebedisini

VE ENMÂ BEREKÂTİKE SERMEDEN

Hayır ve bereketlerinin, ezelden ebede kadar daima arta­nını

VE EZKÂ TAHİYYÂTİKE FADLEN VE ADEDEN

Tahiyyatının sayı ve fazilet bakımlarından en pâk ve arınmışını

ALÂ EŞREF-İL HALÂ’İK-İL İNSANİYYETİ

İnsan olarak yaratılmışların en şereflisi

VE MECMÂ-İL HAKAYIK-İL İYMANİYYETİ

İman hakikatlerinin makam ve menba’ı

VE TÛR-İT-TECELLİYAT-İL-İHSANİYYETİ

İhsanlarının ve gaip nurlarının tecellilerinin Tûr’u

VE MEHBİT-İL ESRAR-İR-RAHMANİYYETİ

Rahmani sırlarının nüzul ve hübut (aşağı inme) mahalli

VE ARÛS-İL MEMLEKET-İR-RABBANİYYETİ

Rabbani vahdet ülkesinin sır evi

VE VASITATİ IKDİN-NEBİYYİN

Bütün Nebilerinin ahd ve misaklarının vasıtası

VE MUKADDİM-İ CEYŞ-İL MÜRSELİYN

Resuller ordusunun önderi ve öncüsü

VE KA’İD-İ REKB-İL ENBİYÂ-İL-MÜKERREMİYN

Mükerrem kıldığın bütün Nebilerinin kumandanı

VE EFDAL-İL-HALKİ ECMA’IYN

Bütün yaratılmışların en üstünü

HÂMİLİ LİVÂ’İL-İZZİL-Â’LÂ

Livâ-i izzetin olan Livâ-i hamdin sahibi

VE MÂLİKİ EZİMME’T-İL MECD-İL ESNÂ

Azamet ve kerem dizgininin mâliki ve mutasarrıfı

ŞAHİD İ ESRAR-İL EZEL

Ezel sırlarının şahidi

VE MÜŞAHİD İ ENVÂR-İ SEVÂBIK-İL-ÜVELİ

Bütün âlemler yok iken, ilmullahta mevcut olan nurların müşahidi

VE TERCEMAN-I LİSAN-İL KIDEM

Kelâm-ı kadimin olan Kur’ân’ın tercü­manı

VE MENBÂ’İL İLMİ VEL-HİLMİ VEL-HİKEM

İlinin, hilmin ve hikmetlerin kaynağı

MAZHAR-I SIRRIL-CUD-İL CÜZ’İYYİ VEL-KÜLLİYYİ

Dünyada kullarına bahşettiğin cüz’i nimet ve ihsanların­la, âhirette ihsan ve inayet buyuracağın külli nimetlerinin ta­mamına ait sırların açıklayıcısı.

VE İNSAN İ AYN-İL VÜCUD-İL ULVİYYİ VES-SÜFLİYYİ

Ulvi veya süfli insan vücudunun göz bebeği.

(Bilindiği gi­bi, göz bebeği görmek için zahiri sebeptir. Görmek, onunla mümkün olur. Gözün sırrı, süsü ve faydası odur. Onunla bü­tün yararlara vasıl olunur. Göz bebeği olmazsa, birçok büyük menfaatler ve faydalar ele geçirilemez. Oysa, aleyhissalâtü vesselam efendimiz, ulvi veya süfli bütün mevcudatın, iki ci­handa nimetlendiği ve faydalandığı göz bebeğinden elbette daha kıymetlidir.)

RUH-İ CESED-İL KEVNEYN  (Bu cümle üç kerre okunacak ve her defasında vücut mesh olunacaktır.)

Dünya ve ukbanın veya gayp âlemi ile şuhut âleminin ce­setlerinin ruhu (Dünya ve âhiret ehlinin cesetlerinin ruhu)

VE AYN-İ (2) HAYAT-İD-DÂREYN

(2) Burada iki elin baş parmaklarının tırnağı öpülerek gözlerin üzerine meshedilecektir.

Dünya ve âhiret hayatının (iki cihanın) gözü

EL-MÜTEHAKKİKİ Bİ-Â’LÂ RÜTEB-İL UBUDİYYETİ

Kulluk rütbesinin en yüksek ve en yüce derecelerinin ger­çekleştiricisi (Kulluğun ne büyük bir rütbe olduğunun öğre­ticisi)

VEL-MÜTEHALLİK-İ Bİ-AHLÂK-İL MAKAMAT-İL İSTİFÂ’İYYETİ

Seçtiğin ve beğendiğin en güzel ahlâk makamları ile ahlâklanmış olan

EL-HALİL-İL Â ZAM

En büyük ve sadık dostun

VEL-HABİB-İL EKREM

Tekrim buyurduğun sevgilin

SEYYİDİNÂ MUHAMMED BİN ABDİLLAH BİN ABDİLMUTTALİP

Efendimiz Abdülmuttalip oğlu Abdullah oğlu Hz. Muhammed aleyhisselâm ile

ALÂ SÂİR-İL ENBİYA-İ VEL-MÜRSELİYN

Ve gönderdiğin diğer Nebilere

VE ALÂ MELÂ’İKETİK-EL MUKARREBİYN

Ve sana yakın olan meleklerine

VE ALÂ İBADİLLAH-İS-SALİHİYN

Ve bütün salih kullarına

MİN EHL-İS SEMAVAT-İ VE EHL-İL ARADİYN

Göklerde ve yerlerde bulunanların hepsine

KÜLLEMÂ ZEKEREK-EZ-ZAKİRÛN

Bütün zâkirler zikrettikleri müddetçe

VE GAFELE AN ZİKRİK-EL-GAFİLÛN

Ve senin zikrinden gafil olanların da gafletleri müddetince

VE SELLİM VE RADİYALLAHU AN ASHAB-İ RESÛLİLLAH-İ ECMA’ÎYN

Ve Resûl-ü zişânının ashabına da saadet ve selâmet ihsan buyur ve onların hepsinden razı ol yâ Rabbi!

Yorum Yazın