EVRÂD-I BAHÂİYYE

“Evrâd-ı Bahâiye”, Bahâeddin Şah-ı Nakşıbend Hazretlerinin Peygamber Efendimiz’den (s.a.s.) mana aleminde ders aldığı kuvvetli ve tesirli bir dua metnidir. Şah-ı Nakşıbend’in kudsî bir evradıdır ki onunla, Hazret-i Peygamber Aleyhisselâtü Vesselam’dan alem-i manada ders aldığı söylenir.

Baştan sonuna kadar Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) duâlarının özel bir düzenleme ile bir araya getirilmesinden meydana gelmiş olan bu yüksek evrad, çok geniş bir niyazı ve çok kudsî bir yalvarışı ifade eder. Dualarının hemen tamamı ayet ve hadis-i şeriflerde mevcuttur.

EVRÂD-I BAHÂİYYE FAZİLETLERİ

Hamza bin Şemsad buyurdu ki;Evradın içinde ism-i Azam’ın 2 kere zikrolunduğunu ve bu ismi 40 kere tecrübe ettiğini söyleyerek, ne zaman ki kitabımda bu ismi şerifin hangi yerde olduğunu beyan etmek murad ettiysem her seferinde elim tutmaz, dilim lal (konuşamaz) oldu. Anladım ki bu konuda bana izin verilmiyor. Şeyh Ebu Ahmed buyurdu ki; Evradın içinde bir ismi şerif vardır ki yer ile gök hazinelerinin kapıları bu isimle açılır. Muhammed Dımeşki den rivayet olundu ki; Kim bu evradı halis bir niyet ile okursa bedeninden bütün hastalıklar Allah’u Teala’nın izni ile kalkar.

Diğer rivayetlerde ise kim bu evradı okursa Allah’u Teala ona nur, hikmet ve yakın ihsan eder. Sihirden, hasetten, nazardan korur ve onun bütün sıkıntı ve üzüntülerini giderir. Ona izzet kapısı açılır.

       Bir kimse her sabah bu evradı okursa ehli beyti arasında (ailesi içinde) kavgası olmayıp dirlik ve sevgi içinde geçinir. Ve onun üzerine nurdan bir çadır kurulup cinler ve şeytanlar o çadırı geçip eve giremezler.

Her ne murad (hayırlı bir istek) için okunursa Allah’u Teala’nın izni ile duası kabul olunacağı bildirilmiştir.

Bu Kitabı ister sayfanın altındaki konu başlıklarına tıklayarak tamamını sitemizden Akıllı telefonlara uyumlu olarak  okuyabilir. isterseniz hemen alttaki linklerden ÜCRETSİZ olarak indirebilirsiniz…

Cep telefonundan okumak için indiriyorsanız Google play Kitaplarda tam ekran okuyabilmeniz için EPUB formatında indirip Google play kitaplarda açıp okumanızı öneririz…

Bahâüddîn Nakşibend

SAYFAYI TAVSİYE ET

BU KİTABI ÜCRETSİZ İNDİR

           

KİTABI OKU (Başlıklara Tıklayın)

Okumaya başlamadan önce; 3 defa salavatı şerife , 5 defa  Estağfırullah,1 defa Fatiha şerife, 3 defa ''Rabbena Atina min ledunke rahmeten ve hayy'ı lena min emrina raşeda'', 3 defa ihlas-ı şerife, 7 defa salavatı şerife okuyarak;

Hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e daha sonra sırasıyla, bütün peygamberlere (Salavatullahi Ala Nebiyyina ve Aleyhim Ecmain), sonra Sahabeyi Kiram (RıdvanullahiAleyhim Ecmain), sonra Silsileyi Nakşibendiyye'nin ruhlarına (Kaddesellahu Ervahahüm), hususen Şah-ı Nakşibend Hazretlerinin ruhuna (Kuddise sirruhu), sonra bütün mü'min ve mü'minat'ın ruhlarına hediye eder. Daha sonra abdestli olarak kıbleye yönelip diz çökerek; Bütün ümit ve isteklerim ancak Allah'u Teala'dandır diye düşünerek okumaya başlar.
(Sitemiz de teknik olarak Arapça harfleri kullanamıyoruz ancak Arap harfleri ile okunuşu E-Pub, Mobi ve PDF dosyalarımızda mevcuttur.)

Pir-i müşârünileyh, hicri 718 yılı muharrem ayında Batı Türkistan’da Zerefşan ırmağının aşağı mecrası üzerinde eski Buhara hanlığının merkezi olan ve aynı isimle anılan ve aynı zamanda Türk ve İslâm tarihi bakımından engin ve zengin bir mazisi bulunan Buhara şehrine bir fersah mesafede kâin Kasr-ı Hindivan köyünde kadem nihade-i âlem olmuşlardır. Doğumlarından önce, mezkûr köy civarından geçen ünlü hak velilerinden Hoca Muhammed baba Semasi hazretleri, mahiyetlerinde bulunanlara:

— Bu topraktan bir er kokusu geliyor. Yakında, Kasr-ı Hindivan Kasr-ı ârifan olacaktır, buyurmuşlar ve bir süre sonra yine aynı köye uğradıklarında:

— Size bahsettiğim er kokusu fazlalaştı. Şüphe yok ki o er dünyayı teşrif eylemiş ve bu fâni menzili kudüm-ü saadet lüzumlarıyla müşerref kılmıştır, buyurarak Hazret-i pirin doğumlarını müjdelemişlerdir. Gerçekten Hazret-i Şah Nakşibendin muhterem ataları Seyyid Muhammed Buhari, üç gün önce dünyaya gelen yavrusunu Hoca Muhammed baba Semasi’nin huzurlarına getirerek duasını niyaz etmişler ve çocuğu kucağına alan hazret:

— Bu, benim oğlumdur. Bu çocuk, yakın zamanda her­kesin muktedası ve ehl-i aşkın müşkil-küşâsı olacaktır, bu­yurduktan sonra, beraberlerinde bulunan Seyyid Emir Gülâl’e dönerek:

— Oğlum Bahaüddin’den şefkat ve terbiyeni eksik et­me! Eğer, bu vasiyetimi yerine getirmezsen sana hakkımı he­lâl etmem, diye tembih buyurmuşlardır.

Hazret-i Şah Nakşibend, Seyyid Emir Gülâl’den feyiz almışlar ve Abdülhâlık Gucdivani kuddise sır ruhun ruhaniyetinden kemal bulmuşlardır. Hoca Muhammed baba Semasi hazretlerinin işaret buyurdukları gibi kurdukları tarikat Maverâun-nehr, Horasan, Har zem ve nihayet Anadolu’da milyonlarca insanı sinesinde toplayan bir feyiz ve irşat kaynağı olmuştur.

Hâlis bir Türk tarikati olan Nakşıbendiye yurdumuzda da revaç bulmuş ve asırlardan beri nasibi olanlar Hazret-i Şah Nakşibendin ruhaniyyetinden feyiz almıştır.

Sayılamayacak kadar çok menkıbeleri, hikmetli sözleri ve öğütleri bulunan Bahuddin-i Nakşibendi hazretleri, 791 yı­lında 73 yaşında fâni hayata veda ederken, Kur’an-ı kerim tilâvetinden fariğ olamamışlar ve bir aralık mübarek ellerini kaldırarak:

— Yâ Rab! Tarikatım müntesiplerinden rahmet ve mağfi­retini esirgeme, niyazından sonra, Yâ-sin sûre-i celilesinin oku­mağa devamla âlem-i cemale rahle ve intikal buyurmuşlar­dır.

Doğdukları köy olan Kasr-ı Erivan’daki türbe-i şerifleri elyvem ziyaretgâhtır. (Hayatname) adlı va’az-ü nasihatle­riyle (Delil-i âşıkan) adında tasavvufa ait bir eseri ve tertip buyurdukları (Evrâd-ı Baha’iyye) en meşhur eserleri ara­sındadır. Allahu teâlâ, cümlemizi himem-i ruhaniyyetiyle feyizlendirsin ve yararlandırsın.


E’ûzü billahi min-eş-şeytan-ir-raciym Bismillâh-i r-Rahman-ir-Rahiym

 

El-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn (Bütün hamd-ü senâ o Allahu teâlâ'ya mahsustur ki, âlemlerin Rabbi, mürebbisi ve mâlikidir) er-Rahman-ir-Rahiym (Dünya hayatında ayırt etmeksizin bütün yarat­tıklarına ni'metlerini, ihsanlarını ve merhametini esirgemez ve âhirette ise yalnız mü'min kullarına rahmet eyler.) mâliki yevm-id-din (Hesap ve ceza gününün hâkimidir.) iyyâke nâ'büdü ve iyyâke nesta'iyn (Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yardım dileriz) ıhdınas-sırat-el-müstakiyme (Bizi doğru yo­la, kendilerine ni'met verdiklerinin yoluna hidayet et;) sıratellezine en’amte aleyhim gayr-il magdubi aleyhim ve led-dâlliyn.( gazabına uğrayan­ların ve sapıkların yoluna değil....) (Âmin)

 

Bismillâh-ir-Rahman-ir-Rahiym

 

Allahümme ent-el melik-ül hayyül-hakkül mübiynüllezi lâ ilahe illâ ente.

Allahım... Sen, mülküne zeval ermeyen, bütün kâ'inat ve mevcudatı dilediği gibi tasarruf ve idare eden, dilediğini dilediğine veren, dilediğini dilediğinden alan, ezelî ve ebedî hayat ile diri, zâtı ve kemali ile kaim, ulûhiyyette zâhir, sevap ve ikaba kadir mutlâk hükümdarsın. Senden gay­rı Hak mâ'bud yoktur, illâ sen varsın.

Ente Rabbi halakteni ve ene abdüke

(Sen, beni yaratan Rabbimsin. Ben, senin kulunum.)

ve ene alâ ahdike ve vâ’dike mestetâ'tü

(Senin ahdinde ve gücüm yettiği kadar sana olan vâ'dimdeyim)

e’ûzü bike min şerri mâ sanâ’tü

(İşlediğim şerlerden sana sı­ğınırım.)

ebû’ü leke bi-ni’metike aleyye ve ebû’ü bi- zenbi

(Bana ihsan buyurduğun ni'metlerini itiraf ve günahlarımı da İkrar ederim.)

fagfir-li zünubi fe-innehu lâ yagfir-üz-zünûbe illâ ente...

(Günahlarımı yarlığa (bağışla), günahları senden gayrı hiç kimse bağışlayamaz, illâ sen bağışlarsın.)

Sübhanallahi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilahe illâllahü vallahü ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh-il aliyyil-aziym...

(Allahu teâlâ'yı, şanına lâyık olmayan noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim. Bütün hamd-ü senâ, Allahu azim-üş-şâna mahsustur. Allahu teâlâ'dan gayrı Hak ma'bud yoktur. Allahu teâlâ çok uludur. O çok yüce ve ulu olan Allahu teâlâ'nın koruması olmasa, günah­lardan ve isyanlardan kaçınmağa ve onun yardımı, kuvvet ve kudreti ol­masa, kulluk ve ibadetlerde bulunmağa kuvvet ve kudret yoktur.)

Hüvel-evvelü

(O; evveldir, ezelîdir. Varlığının başlangıcı yoktur.)

vel-âhirü

(O; âhirdir, ebedî­dir. Bekasının sonu yoktur.)

vez-zâhirü

(Onun varlığı, kudreti ile âşikârdır)

vel-bâtınü

(O kibriyâsı ile halkın nazarından gizlenmiştir.)

ve hüve bi-külli şey’in aliym...

(O, her şeyi hakkıyla bilir)

Yuhyi ve yümiytü

(Dirilten ve öldüren O'dur.)

ve hüve hayyün lâ yemûtü

(O, ezelî ve ebedî hayat ile diridir, Ona ölüm erişmez.)

bi-yedih-il hayrü

(Bü­tün hayırlar ve iyilikler onun elindedir.)

ve hüve alâ külli şey’in ka­dir...

(O, her şeye karşı kadirdir.)

Sübhaneke yâ aziym-ül-mu’azzamü

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey büyükler büyüğü)

sübhaneke yâ kayyûm-ül mükeremü

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey zâtı ve kemali ile kaim ve yarattıklarının korunup kollanmasında yegâne hâkim olan şeref ve izzet sahibi…)

sübhaneke yâ bâ’isü

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey peygamberler gönderen ve kullarını öldükten sonra dirilten…)

sübhaneke yâ vârisü

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey dünya ehlinin fenâsından sonra yerleri ve gökleri miras tutan.)

sübhaneke yâ muktedirü

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey sebeplere kuvvet vererek her şeyi kolayca halk ve İcat eden gerçek kudret sahibi.)

sübhaneke yâ âlim-es-sırrı vel-hafiyyat

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey bütün gizil şeyleri ve gizilden daha gizli olanları hakkıyla bilen)

sübhaneke yâ bâ’ise men fil-cidâleti

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey toprakların derinliklerinde yatanları dirilten.)

sübhaneke yâ müstâ’bide cemi-il halâ’iki

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey bütün yarattıklarının kulluk ve İba­det etmelerini isteyen.)

sübhaneke yâ mukaddir-el vecdi ves-savafıkı

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey muhabbeti ve olayların safhalarını takdir eden.)

sübhaneke yâ men lâ tatrâ’ü aleyh-il âfâtü

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey üzerine âfet ârız olmayan.)

sübhaneke yâ mükevvin-el ezmineti vel-evkati alâ kadrüke ve te’aleyte ammâ yekul-üz-zâlimune ulüvven kebiyrâ...

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey vakitleri ve zamanları kendi takdi­rine göre yaratan ve yürüten... Ululuk ve yücelikte, zâlimlerin dediklerin­den de ulu ve yücesin.)

Sübhaneke yâ mû’tik-er-rıkabe

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey nefisleri nârdan azât eden.)

sübhaneke yâ müsebbib-el esbâbi

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey sebeplere sebep yaratan.)

süb­haneke yâ hayyü lâ yemûtü

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey ezelî ve ebedî diri, zâtı ve kemali ile kaim ve hâkim olan ölümsüz.)

sübhaneke yâ İlâhi ve ilâh-en-nâsuti

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey benim ve bütün İnsanların Hak mâ’budu.)

halektenâ Rabbenâ bi-yedike ve faddeltenâ alâ kesiyrin min halkıke

(Bizleri, yarattıklarının çoğundan üstün kıldın.)

felek-el hamdü ven-na’ma’ü ve leket-tavlü vel-alâ’ü

(Hamd sana mah­sustur. Ni'metler, atiyyeler ve ihsanlar senindir.)

tebarekte Rabbenâ ve te'aleyte nestagfirüke ve netubü ileyke...

(Ey Rabbimiz... Hayır ve bereketin bol, şân ve azametin çok yücedir. Senden mağfiret diler ve sana tövbe ederiz.)

Allahümme ent-el evvelü felâ şey’e kableke

(Allahım... Sen evvelsin, senden evvel hiçbir şey yoktur)

ve ent-el-âhirü felâ şeye bâ’deke

(Sen âhirsin, senden sonra hiçbir şey yoktur)

ve ent-ez-zâhirü felâ şey’e yüşbihüke

(Sen zâhirsin, sana benzeyen hiçbir şey yoktur)

ve ent-el bâtınü felâ şey’e yerâke...

(Sen bâtınsın, seni görebilecek hiçbir şey yoktur. Sen çoğu olma­yan teksin, birsin.)

Ve ent-el vahidü bilâ kesiyrin ve ent-el kadirü bilâ veziyrin

(Sen vezirsiz (Yardımcısız, yardıma ve yardımcıya muhtaç olmayan) gerçek kudret sahibisin)

ve ent-el müdebbirü bilâ müşiyrin...

(Sen, müşire (Emir ve İşaret ediciye, yol göstericiye muhtaç olmaksızın) bütün kâinat ve mevcudatı yerli yerinde tedbirlerinde idare edensin.)

Kulillahümme

(Habibim de ki:)

mâlik-el-mülki

(Ey mülkün mâliki olan Allahım.)

tü’til-mülke men teşâ’ü ve tenzi’ul-mülke mimmen teşâ’ü

(Mülkü dilediğine verir ve mülkü dilediğinden alırsın.)

ve tu’izzü men teşâ’ü ve tüzillü men teşâ’ü

(Dilediğini aziz ve dilediğini zelil eder­sin.)

bi-yedik-el hayrü inneke alâ külli şey’in kadir...

(Hayır ve şer senin elindedir. Gerçekten, sen her şeye hakkıyla kadir­sin.)

Tulic-ül leyle fin-nehâri ve tulic-ün-nehâre fil-leyli

(Geceyi gündüze, gündüzü de geceye İthal eder)

ve tuhric-ül hayye min-el-meyyiti ve tuhric-ül meyyite min-el hayyi ve terzukü men teşâ’ü bi-gayri hisâb...

(ve ölüden diri, diri­den de ölü çıkarırsın...Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.)

Sübhaneke yâ men-ihtecebe fil-ulâ an cemi-il verâ...

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey evvel ve âhiriyn bütün mahlûkların­dan gizlenen.)

Sübhaneke yâ men teredda bil-vekari vel-kibriyâi...

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey vekar ve azameti ile örtünen.)

Sübhaneke yâ mâlike cemi-il eş­ya...

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey bütün eşyanın mâliki.)

Sübhaneke yâ men te’azzeze bil-kudreti vel-ulâ...

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey kudret ve yücelikle aziz olan.)

Süb­haneke yâ men yâ’lemü mâ fid-davahis-seb’i vel-husnâ

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey dağlarda ve ovalardaki her şeyi bi­len.)

ve ya men yâ’lemü mâ yetecelcelü fis-suduri vel-ahşâ...

(Ey göğüslerde ve karınlarda kıpırdananları ve deprenenleri bilen.)

Süb­haneke yâ men şerrefel-arude alel-müdüni vel-kurâ...

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey Aruz’u (Mekke-i mükereme ve Medine-i münevvere) bütün şehir­lerden ve köylerden şerefli kılan.)

Süb­haneke yâ men yâ’lemü mâ taht-el cebubi ves-serâ...

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey yeryüzünü ve toprağın altındakileri hakkıyla bilen...)

Süb­haneke yâ men teâlâ ve lâtüfe an en yürâ...

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey yücelerin yücesi ve görülmekten lâ­tif olan Rabbimiz.)

Tebarekte Rabbenâ ve te’aleyte lâ Rabbe gayrüke ve lâ kahire sivâke...

(Hayır ve bereketin çok bol, şan ve azametin çok yü­cedir. Senden gayrı Rab yoktur. Senden gayrı kahredecek de yoktur.)

Allahümme ent-el mün’im-ül mufdil-ül mukiyl-üş-şekûr...

(Ey Allahım... Ni'metlendiren sensin, faziletlendiren sensin, sana lâ­yık şükür olamaz.)

Ve eşhedü enneke entallahüllezi lâ ilâhe illâ ente

(Şehadet ederim, sen gerçekten o Allahu teâlâ’sın ki, senden gayrı Hak mâ'bud yoktur, illâ sen varsın.)

ente Rabbi ve Rabbü külli şey’in

(Sen benim Rabbimsin ve her şeyin de Rabbisin.)

fâtır-üs-semâvati vel-ardi âlim-ül gaybi veş-şehadet-il-aliyyil kebir-il müte’ali...

(Yerleri ve gökleri yaratan, varı yoğu, gizliyi ve âşikârı bilen, yücelerden yüce, ululardan ulu ve her şeyden âli’sin.)

Tâ'sin-mim... Tâ-sin.

(Eş-şu’arâ ve En-Neml sûrelerinin ilk âyetle­ridir.)

Merec-el bahreyni yeltekkiyyani.

((Biri tatlı ve diğeri acı) iki denizi, birbirine kavuşmak üzere bıra­kıverdi.)

beynehümâ berzahun lâ yebgıyân…

Fakat, ikisi arasında sınırlarını aşmaya ve özelliklerini değiştirmeye engel bir perde vardır. (Tatlısı yine tatlı, acısı acı olarak kalır.))

Allahu lâ ilâhe illâ hüvel-hayyül kayyûmü

(Al­lahu teâlâ, yegâne Hak mâ’buddur. Ondan gayrı ibadete müstahak mâ’bud yoktur. Hayat sıfatı ile muttasıf ebedî, bâki ve daim ve yarattıklarının ko­runup kollanmalarına kaimdir.)

lâ te’huzühü sinetün ve lâ nevm...

(Onu ne gaflet basar ne uyku.)

Lehu mâ fis-semâvati ve mâ fil-ardi

(Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi onundur, onun mülküdür.)

men-zellezi yeşfa’u indehu illâ bi-iznihi

(İzni olmaksızın kim yanında şefaat edebilir?)

yâ’lemü mâ beyne eydihim ve mâ halfehüm ve lâ yuhitûne bi- şey’in min ilmihi

(O yarattıklarının önlerinde ve arkalarında ne varsa, hepsini bilir.)

illâ bi-mâ şâ’e vesia kürsiyyühüs-semâvati vel-arda

(Onlar ise, onun ilminden ancak dilediği kadarını kavrayabilirler Onun kürsüsü, gökleri ve yerleri kuşatmıştır.)

ve lâ ye’udühü hıfzühümâ ve hüvel- aliyyül-aziym...

(Ve bunların (Göklerin ve yerlerin) korunması, ona ağırlık ve meşak­kat vermez. O, pek ulu, çok büyüktür.)

Hâ-mim... Hâ-mim... Hâ-mim... Hâ-mim... Hâ-mim... Hâ-­mim... Hâ-mim...

(Kur’an-ı kerimde: El-Mü’min, Fussilet, Eş-Şûrâ, Ez-Zuhruf, Ed- Duhân, El-Câsiye ve El-Ahkaf sûrelerinin ilk âyetleridir. Mukatta harfler­dendir. İbn-i Abbas radıyallahu anh'a göre, Allahu teâlâ’nın İsm-i â’zamıdır. Atâ’i Horasani’ye göre de (HA) harfi Allahu teâlâ’nın HALİM, HAMİD, HAY, HAKİM, HANNAN isimlerinin ve (MİM) harfi de MELİK, MECİD ve MENNÂN İsimlerinin baş harfleridir.)

(Hummel-emrü ve câ’en-nasrü fe-aleynâ lâ yunsarun... 3 kere)

(Zafer takdir edildi, yardım geldi. Onlar, bize karşı nusrete ve zafe­re mazhar olamazlar.)

Hâ-mim... Tenzil-ül-kitabi min’Allah-il- aziz-il-aliym...

(Bu kitabın (Kur'an-ı azim-üş-şânın) indirilmesi aziz ve aliym olan Allahu teâlâ'dandır ki,)

Gafir-iz-zenbi ve kabil-it-tevbi

(tövbelerinde ihlâs edenlerin tövbelerini ka­bul eder,)

şedid-il-ikabi zit-tavli

(şirk ve küfürden ayrılmayanlara ikabı şiddetlidir.)

lâ ilâhe illâ hüve ileyh-il-masiyr...

(Muvahhitlere fazlı ve ni'meti boldur. Ondan gayrı ilâh yoktur, dönüş ancak O'nadır.)

Yef’alullahü mâ yeşâ’ü bi-kudretihi ve yahkûmü mâ yüridü bi-izzetihi ve lâ münâzi’a lehu fi ceberutihi ve lâ şerike lehu fi mülkihi...

(Allahu teâlâ, kudreti ile dilediğini işler, izzeti ile dilediği gibi hükme­der. Onun ceberrutunda (Mutlâk kudretinde) münazaa eden yoktur. Mül­künde şeriki de yoktur.)

(Sübhanallahi ve bi-hamdihi... 100 kere)

(Allahu teâlâ'yı şanına lâyık olmayan noksan sıfatlardan tenzih ve ona hamd-ü senâ ederim.)

Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi mâşâ’allahü kâne ve mâlem-yeşâ’ lem yekûn â'lemü ennallahe alâ külli şey’in kadirün ve ennallahe kad ehate bi-külli şey’in ilmen...

(Günahlardan dönüş ve ibadetlere giriş, ancak Allahu teâlâ’nın yar­dımı, kuvvet ve kudreti ile olur. Onun dilediği olur, dilemediği olmaz. Bil­miş olunuz ki, Allahu teâlâ gerçekten herşeye kadirdir. O, gerçekten il­miyle herşeyi kuşatmıştır.)

Allahümme lâ taktülnâ bi-gadabike

(Allahım... Bizi gazabınla öldürme)

ve lâ tühliknâ bi-mesulâtike

(kötü ve çirkin fiillerimizden do­layı bizi helâk eyleme)

ve âfina kable zâlike...

(bizi bunlardan önce affet.)

Sübhanel-melik-il kuddus...

(Göklerin, yerlerin, bütün kâinat ve mevcudatın müstakilen mâliki olan, mülküne zeval ermeyen, azamet ve celâline lâyık olmayan şeylerden pâk ve münezzeh olan Allahu teâlâ’yı tesbih ve tenzih ederim.)

Sübhane zil-mülki vel-melekût...

(Mülk ve melekût sahibi olan Allahu teâlâ'yı tesbih ve tenzih ederim. İzzet, azamet ve ceberut sahibi bulunan Allahu teâlâ’yı tesbih ve ten­zih ederim.)

Sübhane zil-izzeti vel-azameti vel-ceberuti...

(Göklerin, yerlerin, bütün kâinat ve mevcudatın müstakilen mâliki bulunan,)

Sübhanel melik-il hayyi halim-illezi lâ yenâmü ve lâ yemût...

(ebedî ve ezelî hayat ile diri ve kaim olan, uyku ârız olmayan, ölüm erişmeyen Allahu teâlâ'yı tesbih ve tenzih ederim.)

Sübbûhün kuddûsün Rabbünâ ve Rabbül melâ’iketi ver-ruh.

(Tesbih ve tak­dis olunan, kendi kendisini tenzih buyuran Allah’ımız, bizim Rabbimizdir, meleklerin ve ruhların da Rabbidir.)

Allahümme allimnâ min ilmike

(Allahım... Bize İlminden öğret)

ve fehhimnâ anke

(bize anlayış ver)

ve kallidnâ bi-samsami nasrike...

(yardım kılıcını boy­numuza as.)

Allahümmec’alni leke şâkiren

(Allahım... Bizi, ni’metlerine şükredenlerden)

ve leke zâkiren

(seni zikredenlerden)

ve leke râhiben

(sen­den korkanlardan)

ve leke mitva’en

(sana itaat edenlerden)

ve leke muhbiten

(sana boyun eğenlerden)

ve ileyke evvahen müniybâ...

(sana bağlı olan ve sana dönen kullarından eyle.)

Allahümme tekabbel tevbetenâ

(Allahım…Tövbelerimizi kabul et)

vagsil havbetenâ

(günahlarımızı rahmet deryanda yıka)

ve seddid makavilinâ

(konuşmalarımızı düzelt ve doğrula)

veslül sahimete sudurinâ

(göğüslerimizden kini yok et)

ve ezhib-iz-zahle ved-dahle ver-râne vel-ahbete min kulûbinâ...

(kalplerimizden kuruntuları, gizil düşmanlıkları, öfkeyi ve bütün kötülükleri gi­der.)

Allahümme innâ ne’ûzü bike min cüdâ’il-fücâ’etü ve min hark-il me’nuseti ve min-el-ilhadi vel-irreti ve min-el-cemmi vel’aneti ve min-el-umuril mutammerâti...

(Allahım... Ansızın ölmekten, her türlü güçlüklerden, günahlardan, ateşte yanmaktan, doğru yoldan ayrılmaktan, sapıtmaktan, gururdan, kin­den, gafletten ve İnsanı helâk eden bütün iş ve kötü düşüncelerden sa­na sığınırız.)

Allahümme aksim lenâ min haşyeteke

(Allahım… Korkundan öyle bir hisse ver ki)

mâ tehulü bihi beynenâ ve beyne me’asike

(bizimle günahlarımız ara­sına girsin)

ve min tâ’atike mâ tüdhilünâ bihi ilâ hazire’t-il kudsi

(tâ’atinden öyle bir hisse ver ki, bizi cennetine götürebilsin.)

ve min-el-yakini mâ tühevvinü bihi aleynâ musibât-id-dünya vel-âhireti

(Öyle bir yakin ver ki, dünya ve âhiret musibetlerini karşılayabilelim.)

vahşürnâ mâ’a hayr-il-eşavidi

(Bizi, İyi ve salih kullarınla birlikte haşret.)

ve metti’nâ bi-esmâ’ina ve ebsârina ve kuvvetinâ mâ ahyeytenâ vec’alhül-vârise

(Hayatta bıraktığın müddetçe kulak­larımızı, gözlerimizi ve gücümüzü, kuvvetimizi bize faydalı hale getir ki, vâris olalım.)

minnâ vec’al sârenâ alâ men zalemenâ vansurnâ

(Bize zulmedenlerden öcümüzü al, düşmanlarımıza karşı bi­ze yardım et)

alâ men âdanâ vagfir hatayanâ vekşif rezayanâ

(hatalarımızı bağışla ve günahlarımızı yarlığa, musibetleri­mizi kaldır,)

(Veşfi merdanâ… 3 kere)

(hastalarımıza şifalar ver,)

ve nevvir cu’şuşenâ

(Kalplerimizi nurlandır,)

vakdı evtarenâ

(ihtiyaçlarımızı yerine getir,)

verham nâcileynâ

(ana ve babamıza merhamet eyle,)

ve lâ tec’al-il âcilete ekbere hemminâ

(dünyayı bizim için en mühim bir maksat ve gaye kılma,)

ve lâ meblega ilminâ

(bütün bilgimizi ona hasretme,)

ve lâ tec’al musiybetenâ fi diyninâ

(dinimiz hususunda bizi musibetlere düçar etme,)

ve lâ tusallit aleynâ bi-zünubinâ men lâ yerhamünâ

(günahlarımızdan ötürü, bize acımayanları bize musallat eyleme,)

ve ente erham-ür-rahimiyn...

(sen bütün acıyanlardan daha fazla acıyansın.)

Allahümme innâ nes’elüke rahmeten min indike tehdi bihâ rev’ana

(Allahım... Korkularımızı yatıştıracak ve bizi hidayetine ulaştıracak rahmetini istiyoruz.)

ve telümmü bihâ şeâ'senâ

(Dağınıklıklarımızı derleyip toparlayacak,)

ve tecma’u bihâ şemlenâ

(dargınlıkla­rımızı giderecek,)

ve teşfi biha merdanâ

(hastalarımıza şifa verecek,)

ve tüzekki bihâ â’malenâ

(amellerimizi tertemiz bir ha­le getirecek,)

ve tülhimünâ bihâ rüşdenâ…

(bize doğru yolu ilham edecek ve gösterecek bir merhamet istiyoruz.)

Allahümme innâ nes’elüke bi-samedaniyyetike

(Allahım... Halktan müstağni olan varlığın)

ve bi-vahdaniyyetike

(birliğin)

ve bi-ferdaniyyetike

(tek ve benzersiz­liğin)

ve bi-izzetik-el-bâhireti

(âşikâr olan izzetin)

ve bi-rahmetik-el-vasi’ati en tec'al lenâ

(çok geniş olan rahmetin hürmetine)

nûren fi mesami’inâ

(kulakları­mızı nurlandır)

ve nûren fi â’yaninâ

(gözlerimizi nurlandır)

ve nûren fi ecdasinâ ve nûren fi kulûbinâ

(kalplerimizi nurlandır, kabirlerimizi nurlarıdır)

ve nûren fi havassinâ

(duygularımızı nurlandır)

ve nûren fi neseminâ

(ruhlarımızı nurlandır)

ve nûren min beyni eydiynâ...

(önümüzü nur­larıdır)

Allahümme zidnâ ilmen ve nûren ve hilmen

(Allahım... İlmimizi, hilmimizi ve nurumuzu artır)

ve âtina ni'meten zâhireten ve ni’meten bâtıneten...

(bize hem zâhir ni­metlerini hem bâtın ni'metlerini ver)

Hasbünallahü li-dininâ...

(Allahu teâlâ, dinimiz için bize kâfidir.)

Hasbünallahü li-dünyanâ...

(Allahu teâlâ, dünyamız için bize kâfidir.)

Hasbünallah-ül-keriymü lemiâ ehemmenâ...

(Kerim olan Allahu teâlâ, bütün mühim işlerimiz için bize kâfidir.)

Hasbünallah-ül-halim-ül-kaviyyü limen bega aleynâ...

(Halim ve kuvvetli olan Allahu teâlâ, bize zulmedenlere karşı kâfidir)

Hasbünallah-üş-şediydü limen kâdena bi-sû’in...

(Çetin kuvvete sahip bulunan Allahu teâlâ, bize tuzak kurmak İste­yenlere karşı kâfidir.)

Hasbünallah-ür-rahiymü ind-es-same.

(Merhamet sahibi olan Allahu teâlâ, ölüm zamanında bize kâfidir)

Hasbünallah-ür-râ'ufü ind-el mes’eleti fil-cedesi...

(Şefkat sahibi olan Allahu teâlâ, mezarda sorgu zamanında bize kâ­fidir)

Hasbünallah-ül-lâtiyfü ind el-miyzani...

(Lütuf sahibi olan Allahu teâlâ, mizanda da bize kâfidir)

Hasbünallah-ül-kadiyrü ind-es-sırati...

(Kudret sahibi olan Allahu teâlâ sıratı geçerken de bize kâfidir)

Hasbünallah-ül-keriymü ind-el-hisabi...

(Kerem sahibi olan Allahu teâlâ, sorgu zamanında da bize kâfidir)

(Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül arş-il- aziym... 7 kere)

(Kendisinden gayrı Hak ma'bud bulunmayan Allahu teâlâ bize kâfidir, tevekkülüm onadır. O, büyük arşın sahibidir)

 

Merhaben merhaba

(Ferah ve genişlik senin üzerine olsun de­mektir.)

bis-sabahi vel-yevm-il-cedidi

(Merhaba ey sabah ve yeni gün (veya ey akşam ve yeni gece)

ve bil-mesâ’i vel-leyl-il-cedidi ve bil-ibbâni velfeynet-is-said ve bis-sâfiri veş-şehidi üktüb lenâ mâ nekulü

(Zamana, uğurlu saate, hazır bulunmayan arkadaşa, hazır olan ar­kadaşa merhaba, merhaba derim.)

Bismillah-il hamid-il mecid-ir Ra’uf-ir Refi-il vedud-il muhit-il fa’al-i fi halkıhi limâ yürid...

(Hamd edenlerin hamd-u senâsına lâyık, geniş merhamet sahibi, yü­celerden yüce, sevilen, ilmiyle her şeyi kuşatan, yarattıklarına dilediği gi­bi tasarruf eden).

Ve hüve akrebü ileyhi min habl-il-verid...

(Allahu teâlâ’nın adıyla yaz ki, o bize şah damarımız­dan daha yakındır.)

Asbahnâ billâhi mü’minen

(Yaz ki, biz Allahu teâlâ’ya inandığımız)

ve bi-lika’ihi musaddikan

(onun huzuruna çıkmayı ve ona kavuşmayı tasdik ettiğimiz)

ve bi-hüccetihi mû’terifen ve lisivallahi

(onun kitabını, delil ve âyetlerini ikrar et­tiğimiz halde sabaha dahil olduk.)

fil-ülûhiyyeti cahiden

(Ondan gayrısının ulûhiyyetini inkâr ettik,)

ve alellahi mütevekkilen

(ona tevekkül eyledik,)

nüşhidüllahe ve nüşhidü melâ’iketehü

(Alla­hu teâlâ'yı, meleklerini,)

ve enbiyâ’ehü

(bütün peygamberlerini,)

ve hamelete arşihi ve cemi-a halkihi

(arşını taşıyanları ve bütün yarattıklarını şahit tutuyoruz ki,)

bi-ennehu lâ ilâhe illâ hu vahdehu lâ şeriyke lehu

(ondan gayrı Hak ma'bud yoktur, İllâ o vardır. Birdir ve şeriki yoktur.)

ve neşhedü enne Muhammeden sallallahu teâlâ aleyhi ve selleme abdühu ve resûlühu

(Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem onun kulu ve Resulüdür.)

ve ennel cennete hakkun

(Cennet haktır,)

ve ennen-nârü hakkun

(cehennem haktır,)

ve ennel-havze hakkun

(Kevser havu­zu haktır,)

ve enneş-şefa’ate hakkun

(şefaat haktır,)

ve enne münkeren ve nekiyren hakkun

(münkir ile nekir haktır,)

ve vâ’deke hakkun

(Allahu teâlâ’nın vâ’di haktır.)

ve ennes-sa’ate âtiyetün lâ reybe fihâ

(Kıyamet mutlaka kopacaktır)

ve ennallahe yeb’asü men fil-kuburi alâ zâlike nahyâ ve aleyhi nemutü ve aleyhi nüb’asü gaden

(ve Allahu teâlâ bütün yarattıklarını ölümlerinden sonra tekrar diriltecektir. Biz, bunu bilerek ve buna inanarak yaşıyoruz, böylece öleceğiz, kabirlerimizden bu inanç ile dirilip kalka­cağız)

ve lâ nerâ azaben inşâ’allahu teâlâ...

(ve Allahu teâlâ'nın yardımı ile azap görmeyeceğiz.)

 

Allahümme innenâ zalemnâ enfüsenâ

(Allahım... Biz, nefislerimize zulmettik.)

fagfir-lenâ evzârenel-kebâ’ire

(Sen, büyük ve küçük günahlarımızı affeyle,)

vel-lememe fe-innehu lâ yagfirühümâ illâ ente

(çünkü senden gayrı hiç kimse onları affedemez, ancak sen affeder, bağışlar, yarlıgarsın.)

vehdinâ li-ahsen-il-ahlâki

(Bizi, en güzel ahlâklar ile ahlâklandır,)

fe-innehu lâ yehdi li-ahsenihâ illâ ente

(bu güzelliklere ancak sen hidayet edebilirsin, kimse edemez.)

lebbeyke ve seâ’deyke

(Dâvetine icabet ettim, emrine hazırım. Emrine icabet ettiğim için mutluyum,)

vel-hayrü küllühu bi-yedeyke

(bütün hayırlar senin elindedir,)

nestagfirüke ve netubü ileyke amennâ

(sana tövbe eder ve senden yarlıganmamı (bağışlanmamı) dile­rim.)

Al­lahümme bimâ erselte min resûlin

(Allahım... Gönderdiğin resûllere iyman ettik.)

ve amennâ Allahümme bimâ enzelte alâ resûlike

(Allahım... Resûllerin vasıtasiyle indirdiğin kitaplara da iyman ettik.)

Allahümmemle’ evcühenâ minke hayâ’en ve kulûbenâ minke huburen...

(Allahım... Yüzümüzü hayâ ile ve kalplerimizi sevinç ve neş'e ile dol­dur.)

 

 

Allahümmec’alnâ lehumen zalifen (Allahım... Bizi hayırlı işlerde sabit kıl) ve lâ tec'alnâ dâyinen (cimri) ve nemiymen (dedikoducu) ve neffâcen (kibirli) ve dâhisen... (fitne ve fesatçılardan eyleme)

Allahümme innâ ne’ûzü bike min-el-hebremeti (Allahım... Oburluktan) ve min-el-ce’veti (hapisten) ve min-el-utuvvi (haddini aşmaktan) vel-hatrabati (kıtlıktan) vel-haylûleti (içkiden) vel-feyheci (kötü zandan) vel-utulli (vahşi insandan) ver-rimâ’i (faizden) vel-fitne’t-id-dehmâ’i (korkutucu fitneden) vel-mâ'işet-id-dankâ’i (ve geçim darlığından sana sığınırız.)

Allahümmec’al evvele yevminâ hazâ salâhen

(Allahım... Bugünümüzün evveli salâhımız)

ve evsatahu lenâ felâhen (ortası felâhımız)

ve âhirehü lenâ necâhen... (ve sonu zaferimiz olsun.)

Allahümmec'al evvelehu rahmeten

(Allahım... Günümüzün başlangıcını rahmet)

ve evsatahu zehadeten

(ortasını dünyadan yüz çevirme)

ve âhirehu tekrimeten...

(ve sonunu da kerem kıl.)

Allahüm-merzuknâ min-el-ayşi ergadehu

(Allahım... Bizi en iyi ve en “güzel nimet ve geçimlerle rızıklandır)

ve min-el-ömri es’adehu ve min-er-rızki evsa’ahu...

(Ömürlerimizi mutlu kıl, rızıklarımızı genişlet.)

Allahümmâ’fu annâ bi-afvike vahlüm aleynâ bi-fadlike

(Allahım... Affınla bizi affet, fazlınla bize halim ol. (Sert olma))

sübhanekâllahümme ve bi-hamdike

(Allahım... Seni, her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif eder ve sana hamd-ü senâ eylerim.)

lâ uhsiy senâ’en aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike

(Biz, seni ne kadar Övsek, senin zâtını övmen gibi övmeye gücümüz yetmez.)

azze cârüke (Sana sığınan kuv­vetli ve galip olur)

ve celle senâ’üke (Seni öven yükselir ve yücelir)

ve lâ yühzemü cündüke)

(Senin orduların aslâ yenilmez ve bozguna uğramaz.)

ve lâ yuhlefü vâ’düke ve lâ ilâhe gayrüke...

(Sen, sözünden dönmezsin. Senden gayri Hak mâ'bud yoktur.)

Sübhaneke mâ abednâke hakka ibadetike yâ mâ’bud...

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, sana hakkıyla kulluk ve ibadet edeme­dik ey yegâne mâ'budumuz.)

Sübhaneke mâ arefnâke hakka mâ’rifetike yâ mâ’ruf.

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, seni hakkıyla bilemedik ey Mâ'ruf.)

Sübhaneke mâ zekernâke hakka zikrike yâ mezkûr...

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, seni hakkıyla zikredemedik ey Mezkûr.)

Sübhaneke mâ şekernâke hakka şükrike yâ meşkûr.

(Seni tesbih ve tenzih ederiz, sana hakkıyla şükredemedik ey Meşkûr.)

 

Allahümmerzuknâ şükre mâ en’amte bihi aleynâ

(Allahım... Bize ihsan buyurduğun ni’metlere karşı şükredebilmeyi ilham ve nasip eyle.)

feinneke entallahüllezi ertefe’at an sıfat-il-cibilli sıfâtü kudretike

(Sen, o Allahu azim-üş-şânsın ki, kudret sıfatların, mahlûkatın sıfatlarından çok yücedir.)

ve lâ zıddün şehideke hiyne fetart-el-me’rûşe

(Sen, zararlı mahlukatları yarattığın za­man, hiç kimse sana karşı gelemedi.)

ve lâ niddün hacizeke hiyne berâ'tel-havbati...

(Sen, günahları yarattığın zaman, hiçbir rakip seni men ‘edemedi.)

Allahümme innâ ne’uzü bike min hacmetin

(Allahım... Ağlamayan gözden)

lâ tedmâ’u (korkmayan kalpten)

ve min cenânin lâ yefze'u ve min kalbin

(boyun eğmeyen ve tevazu göstermeyen gönülden)

lâ yahşa’u ve min avad-il-mâ’un...

(herkese muhtaç olmaktan sana sığı­nırız.)

Allahümme fehhimnâ esrareke

(Allahım... Sırlarını bize öğret,)

ve elbisnâ melâbisi envârike

(bize nurlarından elbiseler giydir,)

ve agmisnâ fi râmuz-il leta'ifi

(bizi lûtuflarının deryalarına daldır,)

ve efid aleynâ min avarif-il-ma’arifi

(üzerimize âriflerin mâ'rîfetlerini dökerek bi­zi feyizleridir.)

Yâ nûr-el-envâri

(Ey nurların nuru (veya nurları yaratan))

yâ lâtiyfü (Ey lütuf sahibi.) yâ settârü (Ey günah­ları Örten.)

nes’elüke en tusalliye alâ seyyidinâ Muhammedin

(Senden, Efendimiz peygamberimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem üzerine rahmetini indirmeni dileriz.)

nibras-il-enbiyâ’i

(O, peygamberlerin meş'alesi,)

ve neyyir-il-evliyâ’i (evliyânın güneşi,)

ve zibrikan-il-asfiyâ’i

(temiz ruhlu kullarının kameri,)

ve yuh-issakaleyni ve ziya-el-hafikayni

(cinlerin ve in­sanların ve doğu ile batının ziyasıdır.)

ve en terfe'a vücudenâ ilâ felek-il-irfani

(Senden, varlığımızın irfan sema­sına yüceltilmesini,)

ve tüsebbite şühudenâ fi makam-il-ihsani

(ihsan denilen makamda yazılmamızı dileriz.)

yâ Allahu (Ey Allahımız.) yâ nu­ru (Ey yerleri ve gökleri nurlandıran.)

yâ vâsi’u (Ey rahmet ve İl­mi her şeyden geniş olan.)

yâ gafuru (Ey günahkâr kullarını yarlıgayan.)

yâ men-is-semâ’ü bi-emrihi

(Ey bir em­riyle gökleri yükselten.)

mebniyyetün vel-gabrâ’ü bi-kudretihi

(Ey kudreti ile yerleri döşeyen,)

medhiyyetün veş-şevahiku bi-hikmetihi

(hikmeti ile dağ­ların zirvelerini yücelten,)

mersiyyetün vel-kamerani bi-fadlihi mudiyyetün

(aya ve güneşe fazlıyla ışık saçan Allahımız.)

nes’elüke bismikellezi terakrekat minh-ül-hunnesü

(İs­min hakkı için, ki o ism-i celilin hürmetine ay ve güneş parlamakta,)

vel-ezherâni (gök­ler harekete gelmekte,)

ve tecelcelet minh-ül-ananü hırzen mâni’an

(yıldızlar, ay ve güneş doğup batmaktadır.)

ve nûren satı'an yekâdü senâberkihi yüzhibü bil-ebsâri

(İşte, o ism-i celilin hürmetine senden muhkem bir kafa, parıldayan bir nur isti­yoruz. O nur ki, ziyası gözleri kamaştırmaktadır.)

yukallib-ül-leyle ven-nehâre inne fi zâlike li-ibreten li-ulil- ebsâr...

(Allahu teâlâ, geceleri gün­düzlere çevirerek akıl ve basiret sahiplerine gerçek bir ibret vermektedir.)

 

Ta-sin-mim...

(Kur’an-ı kerimde Eş-şu'arâ ve El-Kasas sûrelerinin İlk âyetleridir.)

Ve ne’ûzü billah-il-aziymi min-el-ma’arifi vel-ideti

(Çalgılı eğlencelerden, yalan ve iftiralardan,)

vel-mahzuri (yasak ve mahzur­lu olan şeylerden,)

vel-mümâhaleti (hileden)

vel-gimari (kinden)

ve min keydil-füccari (kıskançlardan, fâsıkların tuzağından)

ve min havadis-il-asrani ve min şerril-ecerrani

(sabahın ve akşamın kötü olaylarından, insanların ve cinlerin şerlerinden sana sığınırım.)

(Yâ hafiyz ihfeznâ... 3 kere)

(Ey yapılan her işi bütün tafsilâtiyle tutan, belli vaktine kadar âfetler­den ve belâlardan saklayan, bizleri de koru).

yâ veliyyü

(Ey mü’minlere dost ve yardım edici, onları sevici ve işlerini bitirici.)

yâ vâli

(Ey bütün kâinat ve mevcudatı idare edici Allahım.)

yâ aliyyü

(Ey rütbe ve hükümde en üstün ve yüksek olan.)

yâ âli

(Ey ululardan ulu, yücelerden yüce.)

yâ men lâ ilâhe illa hüve

(Ey kendisinden gayrı Hak mâ’bud bulunmayan)

la ya’lemü ahadün keyfe hüve illâ hû

(Ey, kendisinden gay­rı ibadete müstehak kimse olmayan... Ey nasıl olduğunu, kendisinden gayrı hiç kimse bilemeyen...)

(Yâ Allahü... 3 kere)

(Ey Allahım, Ey bütün yaratıklarına dünyada rızıklarını vererek rah­metini dağıtan...)

(Yâ hayyü yâ kayyûmü... 3 kere)

(Ey ezelî ve ebedî hayat ile diri olan, Ey zatı ve ke­mali ile kaim ve mahlûkatının korunup kollanmasına yegâne hâkim olan)

yâ hakku

(Ey varlığı hiç değişmeden duran)

yâ vahidü

(Ey zatında, sıfatlarında, işlerinde, isim­lerinde, hükümlerinde benzeri ve ortağı bulunmayan)

yâ ahadü

(Ey tek ve bir olan, misli olmayan tek)

yâ samedü

(Ey hâcetlerin bitirilmesi ve ıstırapların gi­derilmesinde tek merci)

yâ vehhâbü

(Ey fazlının hâzinelerinden hiçbir karşılık bekle­meksizin rahmet ve ni’met bağışlayan)

yâ fettahü

(Ey bütün yarattıklarına hayır ka­pılarını açan)

yâ muhyi

(Ey mahlûkatını yoktan vücuda getirerek hayat veren)

yâ mumiytü

(Ey mahlûklarını dünya hayatlarından sonra öldüren)

yâ kahharü

(Ey küfür ve isyan ile karşı gelenleri ve tövbe etmeyenleri kahreden)

(Yâ selâmü... 7 kere)

(Ey her çeşit ârıza ve âfetlerden sâlim kalan ve kullarını her türlü tehlikelerden selâmete çıka­ran)

(Selâmün kavlen min Rabb in Rahiym... 7 kere)

(cennetinde bahtiyar kullarına selâm eden. Onlara, rahiym olan Rab celle şâneden selâm gelir.)

(Feseyekfikehümüllahu ve hüves-semi’ul-aliym... 3 kere)

(Allahu teâlâ, sana kâfidir. O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir)

hüvallahüllezi lâ ilâhe illâ hüver-Rahman-ür-Rahiym...

(O, öyle bir Allahu azim-üş-şândır ki; Hak mâ’bud yoktur. İllâ o vardır. O, ezelde bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet İrade buyuran, sevdiğini ve sevmediğini ayırt etmeyerek bütün mahlûkatını sa­yısız nimetlerine gark edendir. O, pek ziyade merhamet eden, verdiği ni­metleri iyi kullananları, daha büyük ve ebedî nimetlerle mükâfatlandı­ran ve ahirette yalnız mü’min kullarına merhamet edendir.)

Hüvallahüllezi lâ ilâhe illâ hüvel-melik-ül

(O, öyle bir Alla­hu azim-üş-şândır ki, ondan gayrı Hak mâ’bud yoktur. O, mahlûkatına benzemeyen)

kuddüs-üs

(her türlü ayıplardan ve noksanlıklardan münezzeh)

selâm-ül mü'min-ül müheymin-ül aziz-ül cebbâr-ül mütekebbirü

(emniyet bahşeden, her şeyi görüp gözeten kuvvet ve ceberut sahibi ulu hüküm­dardır.)

hüvallahül-hâlık-ül bâri-ül musavvir-ül

(O Allahu azim-üş-şân ki, yaratan ve her şeye ayrı bir sûret veren)

gaffâr-ül (günahları affeden)

mübdi-ül (yoktan var eden)

mu’iyd-ül (tekrar dirilten)

berrül (iyilik ve ihsan sahibi)

muhsiyyür-rezzâk-ül

(her şeyi hakkıyla bilen rızık veren)

kabid-ül bâsit-ül

(hikmeti iktizası daraltan ve genişle­ten)

hâfıd-er râfi-ul mu’izzül müzillül

(indiren ve kaldıran, aziz kılan ve zelil eden)

mukiyt-üs-sadık-ül bâkiyyür-râ’uf-ün

(rızıkları yaratan, doğru, ebedî geniş merhamet sahibi)

nâfi-ud-dârrül mühlik-ül

(yararlandıran, zararlandıran helâk eden)

mukaddim-ül mu’ahhir-ül

(ilerleten, gerileten)

afüvvül-ganiyyül mugniyyül müntekim-üt

(affeden, zengin eden)

tevvâb-üs semi-ul alim-ül-basiyr...

(tövbeleri kabul eden, işiten, bi­len ve her şeyi görendir.)

Hasbünallahü ve ni’mel-vekiyl ni’mel-Mevlâ ve ni’men-nasiyr...

(Allahu teâlâ bize kâfidir. O ne güzel bir vekildir ne güzel Mevlâdır ve ne güzel yardımcıdır.)

 

Yâ dâ’imen bilâ fenâ’i (Ey yok olmaksızın daim)

ve yâ ka’imen bilâ zevâli (Ey son bulmaksızın kaim)

ve yâ müdebbiren bilâ vezirin

(Ey yardımcıya muhtaç olmaksızın her işini tedbir ve idare eden)

(Sehhil aleynâ ve alâ ebeveynâ külle asiyr…3 kere)

(Sen, bizim ve ana - babalarımızın bütün güçlüklerimizi kolaylaştır)

 

Allahümme lâ mani’a limâ â’teyte

(Allahım... Verdiklerine kimse mâni olamaz.)

ve lâ mû’tiye limâ menâ’te

(Menettiklerini de kimse veremez.)

ve lâ râdde limâ kadayte

(Senin kaza ettiğin şeyi, kimse reddedemez.)

ve lâ mübeddile limâ hakemte

(Senin hükmünü kim­se değiştiremez.)

ve lâ yenfa’u zel-ceddi mink-el-ciddü,

(Varlıklı olanların varlıkları da senin katında onlara bir fayda sağlayamaz.)

(Sübhane Rabbiyel aliyyil aziym-il hasiyb-il hakem-il adl-ir rakib-il bâzih-iş şâmih-il müciyb-il ganiyyir reşid-is sabur-il celil-il bedi-in nûr-ül muksit-il câmi-il mû’t-il- mâni... 3 kere)

(Uluların ulusu, yücelerin yücesi olan ve kıyamet günü bütün mahlûkatını hesaba çekecek olan Rabbimizi, şanına lâyık olmayan şeylerden tenzih ederiz. O, hakkı yerine getirerek hükmeder. Mahlûkatına hak ve adaletle muamele eyler, bütün yarattıklarını görür, gözetir. O, doğru yolu gösterir, sabırlıdır, büyüktür, icabet edicidir. Zâtında ve sıfatında yüce, nuru yaratan, adaletli, bütün işlerini denk, birbirine uygun, yeril yerince yapar. İstediğini, istediği zaman istediği yerde toplar. Veren de men’eden de O'dur.)

 

Lâ ilâhe illâllah-ül vekil-üş-şehiyd...

(Hak mâ’bud yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, kullarının her işine şahit ve vekildir)

Lâ ilâhe illâllah-ül metiyn-ül meciydü...

(Hak mâ’bud yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, kudreti her şeye ye­ter, şanı büyük, zatı şerefli ve bütün işleri güzeldir)

Lâ ilâhe illâllah-ül vahid-ül vâcid-ül vâli...

(Hak mâ’bud yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, istediğini istediği za­man bulur, bütün kâinat ve mevcudatı tek başına idare eden)

Lâ ilâhe illâllah-ül mâcid-ül müte’ali...

(Hak mâ'bud yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, kadri ve şânı büyük, her şeyden yücedir)

Â’dednâ likülli hevlin lâ ilâhe illallahü

(Her korku için lâ ilahe illallah)

ve likülli ragsin elhamdü lillahi

(Her ni’met için el-hamdü lillah)

ve likülli rehâ’in eş-şükrü lillâhi

(Her genişlik için eş-şükr-ü lillah)

ve likülli u'cubetin sübhanallahi

(Her garip şey için sübhanallah)

ve likülli lezenin hasbiyallahü

(Her şiddet için Hasbiyallah)

ve likülli ismin estagfirüllahi

(Her günah için Estağfirullah)

ve likülli şecvin mâşâ’allahü

(Her keder için Mâşâ'allah)

ve likülli kadâ’in ve ka­derin tevekkeltü alâllahi

(Her kaza ve keder için Tevekkeltü alellah)

 

ve likülli tâ’atin ve meâ’siyyetin lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi

(Her tâ’at ve günah için Lâ havle ve lâ kuvvete İllâ billah)

ve likülli musiybetin innâ lillahi

(Her musibet için innâ lillah)

ve likülli şecbin isteâ’netü billâhi…

(Her elem için iste’antü billah hazırladık)

 

Allahümme innâ asbahnâ innâ emseynâ

(Allahım... Biz, sabaha (veya akşama) dahil olurken)

nüşhidüke ve nüşhidü melâ’iketeke ve hamelete arşike

(seni, arşını taşı­yanları, meleklerini,)

ve enbiyâ’eke (peygamberlerini)

ve cemi'a halkıke bi-enneke entallahullezi

(ve bütün yarattıklarını şahit tutar ve deriz ki)

lâ ilâhe illâ ente vahdeke lâ şeriyke leke

(sen bizim Allahımızsın, senden gayrı Hak mâ’bud yoktur, illâ sen varsın, birsin, şerikin yoktur)

ve enne seyyidenâ Muhammeden sallallahu teâlâ aleyhi ve selleme abdüke ve resûlüke...

(ve Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem senin kulun ve Resûlündür).

(Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah-il aliyyil-aziym… 10 kere)

(Günahlardan ve mâ’siyyetlerden dönüş, ibadet ve tâ'ate başlayış ancak senin yardımın, kuv­vet ve kudretinle olur.)

 

Yâ Rahman-ed-dünya

(Ey dünya hayatında bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, sevdiğini ve sevmediğini ayırt etmeyerek bütün mahlûkatını sayısız ni’metlere gark eden)

ve yâ Rahiym-el âhireti

(ve âhirette yalnız mü’min kullarına rahmet ve merhamet eden Allahım)

fâ’fü annâ vagfir lenâ verhamnâ

(Beni affeyle, beni yarlığa, bana merhamet et)

ente Mevlâna ve ente erham-ür-Rahimiyn...

(sen benim Mevlâmsın ve gerçekten sen rahmedenlerin rahmedicisisin)

Bismillah-iş şâfi hüvallâhü...

(Şifa veren Allahu teâlâ’nın İsmine sığınırım. O, Allahımdır)

Bismillah-il-kâfi hüvallahü...

(Kâfi olan Allahu teâlâ’nın ismine sığınırım. O, Allahımdır)

Bismillah-il-mu’afi hüvallahü...

(Afiyet veren Allahu teâlâ’nın ismine sığınırım. O, Allahımdır)

 

«Bismillahillezi lâ yadurru mâ’a ismihi şey’ün fil-ardi ve lâ fis-semâ’i ve hüves-semi-ul-aliym...» (3 kere)

(O Allahu teâlâ’nın ismi ile başlarım ki, yerlerde ve göklerde onun ismine sığınanlara hiçbir zarar erişmez. O, her şeyi işitir ve bilir)

«Fallahu hayrün hâfızan ve hüve erham-ür-Rahimiyn.» (7 kere)

(Koruyucuların en hayırlısı Allahu teâlâ’dır. O, rahmedenlerin rahmedicisidir)

 

Vallahü min verâ’ihim muhiyt (muhiytün)

(Allahu teâlâ, ilim ve kudretiyle onları kuşatmıştır)

bel hüve Kur’anün meciydün fi levhi mahfuz...

(Kâfirlerin yalan­ladıkları kitap, çok yüce ve çok şerefli Kur’an-ı azim-üş-şândır ki, Levhi-mahfuzdadır)

 

Hâfizû ales-salâvati ves-salât-il vustâ ve kumû lillahi kanıtiyn.

(Farz namazları vaktinde, şartlarına ve rükünlerine riayet ederek eda­sına devam ve muhafaza edin. Hele, orta namaza dikkat edin)

in külli nefsin lemmâ aleyhâ hâfiz...

(Huşû ve tâ’atla namaza durun. Hiçbir nefis yoktur ki, onun amellerini hıfza mü'ekkel bir melek olmasın)

(Ni’mel hâfizüllah yâ hafiyzü ahfeznâ… 3 kere)

(En iyi koruyucu, Allahu teâlâ’dır. Ey yüce koruyu­cu... Bizi de koru)

Sümme enzele aleyküm min bâ’d-il-gammi emeneten nu’âsen yağşâ tâ’ifeten minküm, ve tâ'ifetün kad ehemmethüm enfüsühüm yazunnûne billahi gayr-el-hakkı zannel câhiliyyeh(câhiliyyeti), yekulûne hel lenâ min-el-emri min şey’, kul innelemre küllehu lillâh, yuhfûne fi enfüsihim mâ lâ yubdûne lek (leke), yekulûne lev kâne lenâ min-el-emri şey’ün mâ kutilnâ hâhünâ, kul lev küntüm fi büyutiküm leberezelleziyne kütibe aleyhim-ül katlü ilâ medacı’ıhim, ve liyebteliyallahu mâ fi suduriküm ve liyumahhise mâ fi kulûbiküm, vallahu aliymün bi-zât-is-sudur.

(Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; "Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok" diyorlardı. De ki: "Bütün iş, Allah'ındır." Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: "Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik." De ki: "Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.")

Elleziyne yekulûne Rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zünubenâ ve kınâ azab-en-nâr...

(Onlar, Allahu teâlâ'ya yalvarıp yakararak derler ki: (Ey Rabbimiz... Sana ve Resûlüne iyman ettik. Artık günahlarımızı yarlığa ve bizi ateş azabından koru...)

Es-sâbiriyne ves-sâdıkıyne vel-kanıtiyne vel-münfikiyne vel-müstagfiriyne bil-eshâr...

(Onlar; tâ'ate, musibetlere, isyan ve aykırı hareketler­den sakınmaya sabredicilerdir. İmanlarında, salih amellerinde, kendileri ile Allahu teâlâ ve halk arasındaki sözlerinde gerçek olanlardır. Aynı za­manda Allahu teâlâ’ya iyman edici, Allahu teâlâ’nın tâ’atinde mallarını in­fak eyleyicidirler. Seherlerde tövbe ve istiğfar ederek namaz kılıcılardır.)

 

Şehidallahu ennehu lâ ilâhe illâ hüve vel-melâiketü ve ulûl-ilmi ka’imen bil-kıstı, lâ ilâhe illâ hüvel- aziz-ül hakiym...

(Allahu teâlâ, kendisinden gayrı ilâh olmadığını, vahdaniyyetine delâ­let eden delillerle âyetlerle açıkladı. Melekler, Allahu teâlâ’nın vahdaniyyetini ikrar ettiler. İlim sahipleri de vahdaniyyetini tasdik eylediler. O, emir ve nehiylerinde adli ikamet eder olduğu halde, kendisinden gayrı Hak mâ’bud olmayandır. O Allahu azim-üş-şân ki, tevhid etmeyene inti­kam eder. Benzerine hiçbir intikam alıcı kadir olamaz. Dilediğine hük­meder, hiç kimsenin onun hükmünü değiştirmeğe gücü yetmez.)

înned-dine indallah-il-islâm... (Allahu teâlâ indinde din, islâmdır.)

 

Fesübhanallahi hiyne tümsûne ve hiyne tusbihûn…

(akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah’ı tespih edin.)

Ve lehül-hamdü fis-semâvati vel-ardi ve aşıyyen ve hiyne tuzhirûn...

(Göklerde ve yerde hamd O’na mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğle vaktine girdiğinizde Allah’ı tespih edin.)

Yuhric-ül hayye min-el-meyyiti ve yuhric-ül meyyite min-el-hayyi ve yuhyil-ardi bâ’de mevtihâ ve kezâlike tuhrecûn...

(Allahu teâlâ, ölüden diri ve diriden ölü çıkarır. Ve arz kuruduktan sonra (Yağmurla) ona hayat verir. Bunun gibi, siz de kabirlerinizden çıka­rılacaksınız)

İnni tevekkeltü alellahi Rabbi (Ben, benim ve sizin Rabbimiz olan Allahu teâlâ’ya tevekkül ettim) ve Rabbüküm mâ min dâbbetin illâ hüve âhizün bi-nâsiyetihâ (Hiçbir canlı mahlûk yoktur ki, nâsiyyesi Allahu teâlâ’nın elinde olmasın) inne Rabbi alâ sıratin müstakiym... (Rabbim celle şâne, şüphe yok ki en doğru yol üzerindedir)

 

Ve mâ lenâ ellâ netevekkele alellahi (Hem, biz ne diye Allahu teâlâ'ya tevekkül etmeyelim ki) ve kad hedyâna sübülenâ, (bizlere yo­lumuzu o göstermiştir.) ve lenasbirenne alâ mâ azeytümünâ (Bize ettiğiniz eziyetlere elbette sabredeceğiz) ve alellahi fel-yetevekkile müte­vekkilün… (Al­lahu teâlâ'ya tevekkül edenler, bu tevekküllerinde sebat etmelidirler)

Kul len yusiybenâ illâ mâ keteballahu lenâ, hüve Mevlâna, ve alellahi fel-yetevekkel-il mü’minûn.

(De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.")

Ve mâ min dâbbetin fil-ardi illâ alellahi rızkuhâ ve yâ’lemü müstekarrehâ ve müstevde’aha, küllün fi kitabin mübiyn...

(Yeryüzünde, bütün canlıların rızkı Allahu teâlâ’nın üs­tündedir. Onların duracak yerlerini de emanet edilen yerlerini de bilir. Bütün bunlar, o apaçık kitapta (Levh-i-mahfuz) dadır)

Ve ke-eyyin min dâbbetin lâ tahmilü rızkaha Allahu yerzükühâ ve iyyâküm ve hüves-semi-ul-aliym…

(Çoğu hayvanların, rızkını yüklenip taşımaya güçleri yetmez. Onlara da size de rızkı Allahu teâlâ verir. Allahu azim-üş-şân, her şeyi işitir, her şeyi bilir.)

Mâ yeftahillahu lin-nâsi min rahmetin felâ mümsike lehâ ve mâ yümsik felâ mürsile lehu min bâ’dihi ve hüvel aziz-ül-hakiym...

(Allahu teâlâ’nın insanlara rahmetinden açtığı bir ni'meti tutacak yok­tur. Tuttuğu bir ni’meti de tuttuktan sonra salıverecek yoktur. Allahu te­âlâ, yegâne galip ve her fiilinde hâkimdir.)

Ve lein se’eltehüm men halâk-as-semâvati vel-arda le-yekulünnallah, kul e fe raeytüm mâ ted’une min dûnillâhi in erâdeniyallâhu bi-durrin hel hünne kâşifâtü durrihi ev erâdeni birahmetin hel hünne mümsikâtü rahmetih, kul hasbiyallahu aleyhi yetevekkel-ül-mütevekkilûn...

Celâlim hakkı için, müşriklere: (O gökleri ve yerleri kim halk etti?) diye sorsan, elbette: (Allahu teâlâ...) diyeceklerdir. De ki: (Allahu teâlâ’yı bırakıp da ibadet ettikleriniz, şayet Allahu teâlâ bana bir zarar dilerse, benden onun bu zararını giderebilir mi? Haber verin bana... Yahut Allahu teâlâ bana bir rahmet dilese, ilâhlarınız onun bu rahmetini tutabilirler mi?) de ki: (Allahu teâlâ bana kâfidir. Tevekkül edenler, ancak ona tevekkül ederler.)

ve mâ ce’alehulla-hü illâ büşrâ leküm ve li-tatma’inne kulûbüküm bihi ve men-nasru illâ min indillah-il aziz-il-hakiym...

(Ve Allah, onu (bu yardım vaadini), size müjde olması ve kalplerinizin onunla tatmin olmasından başka bir şey için yapmadı. Yardım ancak, Azîz ve Hakîm olan Allah'ın katındandır.)

 

(Kâf-Hâ-yâ-ayn-sad... Hâ-mim... Ayn-sin-kaf... 3 kere)

İkfinâ vehimnâ (Bize kâfi ol ve bizi himaye et)

hüvallah-ül-kadir-ül O Allahu teâlâ ki kadirdir,)

kahir-üz (kahirdir,)

zâhir-ül (zâhirdir,)

bâtın-ül (bâtındır,)

fâtir-ül (fâtırdır,)

lâtif-ül (lâtiftir,) habiyr (habirdir.)...

Kavlühül-hakku (Sözü haktır.)

ve lehül- mülkü yevme yünfehu fis-sûri

(Sûr nefholunduğu gün de mülk onundur.)

âlim-ül gaybi veş-şehadeti

(Görünme­yeni de görüneni de bilen O'dur.)

ve hüvel-hakim-ül-habiyr... (Hâkim ve habir O'dur.)

 

(Yâ hannân... 3 kere) (Yâ mennân... 3 kere) Yâ bedi'as-semavâti vel-ard... (Yâ hayyü ya kayyûmü... 3 kere) (Yâ zel-celâli vel-irkam... 7 kere) Nes’elüke bi-ızam-il-lâhutiyyeti en tenkule tibâ’ana min tıbâ-il-beşeriyyeti ve en terfe’a mühecenâ mâ’a melâ’iketik-el ulviyyeti... (Ulûhiyyetinin azameti hakkı için senden, tabiatlarımızın beşerî tabiattan çevrilmesini diliyoruz. Yüce meleklerinle ruhlarımızın yüceltilmesini istiyoruz) (Yâ muhavvil-el havli vel-ahval havvil halenâ ilâ ahsen-il hal... 3 kere) (Ey kuvvet ve halleri değiştiren Allahım.,. Bizim halimizi de en gü­zel hale çevir) Sübhanekâllahümme ve bi-hamdike (Allahım... Seni tesbih ve tenzih eder, sana hamd-ü senâ eylerim) eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estagfirüke ve etubü ileyke... (Şehadet ederim ki, Hak mâ’bud yoktur, illâ sen varsın. Senden mağfiret di­ler ve sana dönerim (Tövbe ederim))

Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammed-in-is-sabıkı ilel-enâmi

(Allahım... Peygamberimiz, efendimiz Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme salât, selâm ve bereket yolla. O, yaratılanların hep­sinden önce ve ileridir.)

nurühu rahmetün lil-âlemiyne (nuru, âlemlere rahmet)

zuhurühu adede min medâ min-el-beriyyeti ve men bekıye

(zuhuru kâinattan gelip ge­çenlerin ve arta kalanların)

ve men saide minhüm ve men şakiye salâten

(said veya şaki olanların sayısı kadar salât, selâm ve bereket yolla)

testagrik-ul adde ve tuhiytü bil-haddi ve lâ inkidâ’e lehâ

(Ona, öylesine rahmet eyle ki, sonsuzlukları aş­sın ve sonsuzluklara ulaşsın Ona, öylesine rahmet eyle ki, ardı arkası ke­silmesin, ona öylesine rahmet eyle ki, bütün sayıları kaplasın, hadleri kuşatsın.)

salâvatük-elleti salleyte bihâ aleyhi

(Ona, öylesine rahmet eyle ki, o rahmeti ancak ona kılmış ola­sın)

salâten da'imeten

(Rahmetin, daim bulunduğun müddetçe devam etsin)

ve alâ âlihi ve sahbihi ve itretihi misle zâlike...

(bâki bulunduğun müddetçe bâki kalsın, senin ilminden başkası kaplayamasın ve kapsaya­masın. Onun âline, evlâdına, ahfadına, ahbabına, ashabına da rahmet ey­le ki, rahmetin kadar selâmın ve selâmın kadar da rahmetin olsun)

 

Sübhane Rabbike Rabbil-izzeti amma yasıfûne (Rabbim Rabbil-izzeti celle şâne, onların bütün isnatlarından münez­zehtir.) ve selâmün alel-mürseliyn vel-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn. (Gönderilen bütün peygamberlere selâm ve âlemlerin Rabbi olan Allahu teâlâ'ya hamdolsun.)

Rabbenâ tekabbel minnâ inneke ent-es-semi-ul-aliym. (Ey Rabbimiz... Dualarımızı kabul et, sen çok iyi işiten ve bilensin.) Ve tüb aleynâ inneke ent-et-tevvâb-ür-rahiym... (Tövbelerimizi kabul et, sen muhakkak kî merhamet sahibi ve tövbeleri kabul edicisin) Allahümme âtina külle hayrin ve â'iznâ min külli şerrin... (Allahım... Sen, bize hayır ve iyilikler ver... Sen, bizi şerlerden ve kö­tülüklerden koru)

 

Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym

Kul hüvallahü ahad Allah-üs-samed lem yelid ve lem yûled ve lem yekûn lehu küfüven ahad... (3 kere)

De ki: (O Allah birdir. Büyüklük onda nihayet bulmuştur. Dâim ve bâ­kidir. Her şeyden müstağni, her dileğin merciidir. Doğmamış ve doğur­mamıştır. Hiçbir eşi ve benzeri yoktur.)

Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym

Uksimü aleyküm eyyetüh-el ervâh-ür-ruhaniyyûne vel-melâ’iketü ven-nuraniyyûne bismillahil nûri ezen ezânin (nûrin… 3 kere) âlin âlin (nûrin 3 kere) erâ eriyyün eriyyün (nûrün… 3 kere) hâmiriyyün zu-meriyyün nûrün tekseviyyün nûrün meksebûnün nûrün (Allahu Rabbün nûr-il-â’lâ… 3 kere) (elvâhen… 3 kere) (el’acele essa’ate… 3 kere) yâ melâ’ike't-en-nûri bin-nûrilleziy edâ’e bihi küllü nûrin eciybû vehbitû bin-nûrilleziy ehate bihi külle nûrin eciybü vehbitû yâ kaygu esri nûnin bi-hakkı Rabbin-nûri eyâlin nûrin âlin nûrin âhin âhin Rabbin-nûr (Rebhânin…3) bâzihin bâzihin Rabbin Rabbin şelşehiyyin Kelşehiyyin lemşehiyyin rebşehiyyin terşehiyyin teşârüşen huşen huşiyyün eciybûni tâi’iyne ve bimâ emer- tüküm sâmi’iyne müsri’iyne bil-izzet-is-samediyyeti vel-kudret-il-ebediyyeti ve bi-izzet-il-ilâhiyyet-ir-refi’at-il- âliyyeti ve bi-hakkıl ismilleziy hulika bihi melek-ül kudret-in nûr-in-nûri yâ meyhezebûne ve yâ meyheteriyyûnin yâ kaygu esri nûnin (Enûnün…3) ve Rabbün-nûri eciybû bi-hakkı (âhin 3 kere) inzilû ileyye bi-esrâ-il-vakti ihdurû fiy mekâniy billahi ve bi-kudretihi vemtesilû limâ etlûbü vakdû hacetiy bi-hakkı meşkeşin heşheşin heşkeşin esri’û yâ melâ’ikete Rabbil-âlemiyn bimâ etlûbü ve ergabu bi-hakkı mâ televtühü aleyküm ve kudiye beynehüm bil-hakkı ve kâne emrullahi mef’ula..

Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym

El-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn ves-salâtü ves-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecma’iyn... Bahin bahin bi-selâmin ermiyâhin bi-selâmin bahin insarifû ce’alallahu sâ’yeküm meşkûren barekâllahü fiyküm ve aleyküm azzezekümullahü şerrefekümullahü es’adekümullahü bimâ sefertüm fe-ni'me ecr-ül-âmiliyn...


 

E’ûzü billahi min-eş-şeytan-ir-raciym Bismillâh-i r-Rahman-ir-Rahiym

El-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn er-Rahman-ir-Rahiym mâliki yevm-id-din iyyâke nâ'büdü ve iyyâke nesta'iyn ıhdınas-sırat-el-müstakiyme sıratellezine en’amte aleyhim gayr-il magdubi aleyhim ve led-dâlliyn. (Âmin)

 

Bismillâh-ir-Rahman-ir-Rahiym

Allahümme ent-el melik-ül hayyül-hakkül mübiynüllezi lâ ilahe illâ ente ente Rabbi halakteni ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve vâ’dike mestetâ'tü e’ûzü bike min şerri mâ sanâ’tü ebû’ü leke bi-ni’metike aleyye ve ebû’ü bi- zenbi fagfir-li zünubi fe-innehu lâ yagfir-üz-zünûbe illâ ente...

Sübhanallahi vel-hamdü lillâhi ve lâ ilahe illâllahü vallahü ekber ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh-il aliyyil-aziym...

Hüvel-evvelü vel-âhirü vez-zâhirü vel-bâtınü ve hüve bi-külli şey’in aliym... Yuhyi ve yümiytü ve hüve hayyün lâ yemûtü bi-yedih-il hayrü ve hüve alâ külli şey’in ka­dir... Sübhaneke yâ aziym-ül-mu’azzamü sübhaneke yâ kayyûm-ül mükeremü sübhaneke yâ bâ’isü sübhaneke yâ vârisü sübhaneke yâ muktedirü sübhaneke yâ âlim-es-sırrı vel-hafiyyat sübhaneke yâ bâ’ise men fil-cidâleti sübhaneke yâ müstâ’bide cemi-il halâ’iki sübhaneke yâ mukaddir-el vecdi ves-savafıkı sübhaneke yâ men lâ tatrâ’ü aleyh-il âfâtü sübhaneke yâ mükevvin-el ezmineti vel-evkati alâ kadrüke ve te’aleyte ammâ yekul-üz-zâlimune ulüvven kebiyrâ... Sübhaneke yâ mû’tik-er-rıkabe sübhaneke yâ müsebbib-el esbâbi süb­haneke yâ hayyü lâ yemûtü sübhaneke yâ İlâhi ve ilâh- en-nâsuti halektenâ Rabbenâ bi-yedike ve faddeltenâ alâ kesiyrin min halkıke felek-el hamdü ven-na’ma’ü ve leket-tavlü vel-alâ’ü tebarekte Rabbenâ ve te'aleyte nestagfirüke ve netubü ileyke... Allahümme ent-el evvelü felâ şey’e kableke ve ent-el-âhirü felâ şeye bâ’deke ve ent-ez-zâhirü felâ şey’e yüşbihüke ve ent-el bâtınü felâ şey’e yerâke... Ve ent-el vahidü bilâ kesiyrin ve ent-el kadirü bilâ veziyrin ve ent-el müdebbirü bilâ müşiyrin...

Kulillahümme mâlik-el-mülki tü’til-mülke men teşâ’ü ve tenzi’ul-mülke mimmen teşâ’ü ve tu’izzü men teşâ’ü ve tüzillü men teşâ’ü bi-yedik-el hayrü inneke alâ külli şey’in kadir... Tulic-ül leyle fin-nehâri ve tulic-ün-nehâre fil-leyli ve tuhric-ül hayye min-el-meyyiti ve tuhric-ül meyyite min-el hayyi ve terzukü men teşâ’ü bi-gayri hisâb... Sübhaneke yâ men-ihtecebe fil-ulâ an cemi-il verâ... Sübhaneke yâ men teredda bil-vekari vel-kibriyâi... Sübhaneke yâ mâlike cemi-il eş­ya... Sübhaneke yâ men te’azzeze bil-kudreti vel-ulâ... Süb­haneke yâ men yâ’lemü mâ fid-davahis-seb’i vel-husnâ ve ya men yâ’lemü mâ yetecelcelü fis-suduri vel-ahşâ... Süb­haneke yâ men şerrefel-arude alel-müdüni vel-kurâ... Süb­haneke yâ men yâ’lemü mâ taht-el cebubi ves-serâ... Süb­haneke yâ men teâlâ ve lâtüfe an en yürâ... Tebarekte Rabbenâ ve te’aleyte lâ Rabbe gayrüke ve lâ kahire sivâke... Allahümme ent-el mün’im-ül mufdil-ül mukiyl-üş-şekûr... Ve eşhedü enneke entallahüllezi lâ ilâhe illâ ente ente Rabbi ve Rabbü külli şey’in fâtır-üs-semâvati vel-ardi âlim-ül gaybi veş-şehadet-il-aliyyil kebir-il müte’ali... Tâ'sin-mim...

Tâ-sin. Merec-el bahreyni yeltekkiyyani beynehümâ berzahun lâ yebgıyân…

Allahu lâ ilâhe illâ hüvel-hayyül kayyûmü lâ te’huzühü sinetün ve lâ nevm... Lehu mâ fis-semâvati ve mâ fil-ardi men-zellezi yeşfa’u indehu illâ bi-iznihi yâ’lemü mâ beyne eydihim ve mâ halfehüm ve lâ yuhitûne bi- şey’in min ilmihi illâ bi-mâ şâ’e vesia kürsiyyühüs-semâvati vel-arda ve lâ ye’udühü hıfzühümâ ve hüvel- aliyyül-aziym...

Hâ-mim... Hâ-mim... Hâ-mim... Hâ-mim... Hâ-mim... Hâ-­mim... Hâ-mim... (Hummel-emrü ve câ’en-nasrü fe-aleynâ lâ yunsarun... 3 kere) Hâ-mim... Tenzil-ül-kitabi min’Allah-il- aziz-il-aliym... Gafir-iz-zenbi ve kabil-it-tevbi şedid-il-ikabi zit-tavli lâ ilâhe illâ hüve ileyh-il-masiyr... Yef’alullahü mâ yeşâ’ü bi-kudretihi ve yahkûmü mâ yüridü bi-izzetihi ve lâ münâzi’a lehu fi ceberutihi ve lâ şerike lehu fi mülkihi... (Sübhanallahi ve bi-hamdihi... 100 kere) Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi mâşâ’allahü kâne ve mâlem-yeşâ’ lem yekûn â'lemü ennallahe alâ külli şey’in kadirün ve ennallahe kad ehate bi-külli şey’in ilmen...

Allahümme lâ taktülnâ bi-gadabike ve lâ tühliknâ bi-mesulâtike ve âfina kable zâlike... Sübhanel-melik-il kuddusi... Sübhane zil-mülki vel-melekûti... Sübhane zil-izzeti vel-azameti vel-ceberuti... Sübhanel melik-il hayyi halim-illezi lâ yenâmü ve lâ yemûtü... Sübbûhün kuddûsün Rabbünâ ve Rabbül melâ’iketi ver-ruh„ Allahümme allimnâ min ilmike ve fehhimnâ anke ve kallidnâ bi-samsami nasrike... Allahümmec’alni leke şâkiren ve leke zâkiren ve leke râhiben ve leke mitva’en ve leke muhbiten ve ileyke evvahen müniybâ... Allahümme tekabbel tevbetenâ vagsil havbetenâ ve seddid makavilinâ veslül sahimete sudurinâ ve ezhib-iz-zahle ved-dahle ver-râne vel-ahbete min kulûbinâ... Allahümme innâ ne’ûzü bike min cüdâ’il-fücâ’etü ve min hark-il me’nuseti ve min-el-ilhadi vel-irreti ve min-el-cemmi vel’aneti ve min-el-umuril mutammerâti... Allahümme aksim lenâ min haşyeteke mâ tehulü bihi beynenâ ve beyne me’asike ve min tâ’atike mâ tüdhilünâ bihi ilâ hazire’t-il kudsi ve min-el-yakini mâ tühevvinü bihi aleynâ musibât-id-dünya vel-âhireti vahşürnâ mâ’a hayr-il-eşavidi ve metti’nâ bi-esmâ’ina ve ebsârina ve kuvvetinâ mâ ahyeytenâ vec’alhül-vârise minnâ vec’al sârenâ alâ men zalemenâ vansurnâ alâ men âdanâ vagfir hatayanâ vekşif rezayanâ (Veşfi merdanâ… 3 kere) ve nevvir cu’şuşenâ vakdı evtarenâ verham nâcileynâ ve lâ tec’al-il âcilete ekbere hemminâ ve lâ meblega ilminâ ve lâ tec’al musiybetenâ fi diyninâ ve lâ tusallit aleynâ bi-zünubinâ men lâ yerhamünâ ve ente erham-ür-rahimiyn..

Allahümme innâ nes’elüke rahmeten min indike tehdi bihâ rev’ana ve telümmü bihâ şeâ'senâ ve tecma’u bihâ şemlenâ ve teşfi biha merdanâ ve tüzekki bihâ â’malenâ ve tülhimünâ bihâ rüşdenâ… Allahümme innâ nes’elüke bi-samedaniyyetike ve bi-vahdaniyyetike ve bi-ferdaniyyetike ve bi-izzetik-el-bâhireti ve bi-rahmetik-el-vasi’ati en tec'al lenâ nûren fi mesami’inâ ve nûren fi â’yaninâ ve nûren fi ecdasinâ ve nûren fi kulûbinâ ve nûren fi havassinâ ve nûren fi neseminâ ve nûren min beyni eydiynâ...

Allahümme zidnâ ilmen ve nûren ve hilmen ve âtina ni'meten zâhireten ve ni’meten bâtıneten... Hasbünallahü li-dininâ... Hasbünallahü li-dünyanâ... Hasbünallah-ül-keriymü lemiâ ehemmenâ... Hasbünallah-ül-halim-ül-kaviyyü limen bega aleynâ... Hasbünallah-üş-şediydü limen kâdena bi-sû’in... Hasbünallah-ür-rahiymü ind-es-same. Hasbünallah-ür-râ'ufü ind-el mes’eleti fil-cedesi... Hasbünallah-ül-lâtiyfü ind el-miyzani... Hasbünallah-ül-kadiyrü ind-es-sırati... Hasbünallah-ül-keriymü ind-el-hisabi... (Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül arş-il- aziym... 7 kere)

Merhaben merhaba bis-sabahi vel-yevm-il-cedidi ve ‘bil-mesâ’i vel-leyl-il-cedidi ve bil-ibbâni velfeynet-is-said ve bis-sâfiri veş-şehidi üktüb lenâ mâ nekulü Bismillah-il hamid-il mecid-ir Ra’uf-ir Refi-il vedud-il muhit-il fa’al-i fi halkıhi limâ yürid... Ve hüve akrebü ileyhi min habl-il- verid... Asbahnâ billâhi mü’minen ve bi-lika’ihi musaddikan ve bi-hüccetihi mû’terifen ve lisivallahi fil-ülûhiyyeti cahiden ve alellahi mütevekkilen nüşhidüllahe ve nüşhidü melâ’iketehü ve enbiyâ’ehü ve hamelete arşihi ve cemi-a halkihi bi-ennehu lâ ilâhe illâ hu vahdehu lâ şeriyke lehu ve neşhedü enne Muhammeden sallallahu teâlâ aleyhi ve selleme abdühu ve resûlühu ve ennel cennete hakkun ve ennen-nârü hakkun ve ennel- havze hakkun ve enneş-şefa’ate hakkun ve enne münkeren ve nekiyren hakkun ve vâ’deke hakkun ve ennes-sa’ate âtiyetün lâ reybe fihâ ve ennallahe yeb’asü men fil-kuburi alâ zâlike nahyâ ve aleyhi nemutü ve aleyhi nüb’asü gaden ve lâ nerâ azaben inşâ’allahu teâlâ..

Allahümme innenâ zalemnâ enfüsenâ fagfir-lenâ evzârenel-kebâ’ire vel-lememe fe-innehu lâ yagfirühümâ illâ ente vehdinâ li-ahsen-il-ahlâki fe-innehu lâ yehdi li-ahsenihâ illâ ente lebbeyke ve seâ’deyke vel-hayrü küllühu bi-yedeyke nestagfirüke ve netubü ileyke amennâ Al­lahümme bimâ erselte min resûlin ve amennâ Allahümme bimâ enzelte alâ resûlike Allahümmemle’ evcühenâ minke hayâ’en ve kulûbenâ minke huburen...

Allahümmec’alnâ lehumen zalifen ve lâ tec'alnâ dâyinen ve nemiymen ve neffâcen ve dâhisen... Allahümme innâ ne’ûzü bike min-el-hebremeti ve min-el-ce’veti ve min-el-utuvvi vel-hatrabati vel-haylûleti velfeyheci vel-utulli ver-rimâ’i vel-fitne’t-id-dehmâ’i vel-mâ'işet-id-dankâ’i Allahümmec’al evvele yevminâ hazâ salâhen ve evsatahu lenâ felâhen ve âhirehü lenâ necâhen... Allahümmec'al evvelehu rahmeten ve evsatahu zehadeten ve âhirehu tekrimeten... Allahüm-merzuknâ min-el-ayşi ergadehu ve min-el-ömri es’adehu ve min-er-rızki evsa’ahu... Allahümmâ’fu annâ bi-afvike vahlüm aleynâ bi-fadlike sübhanekâllahümme ve bi-hamdike lâ uhsiy senâ’en aleyke ente kemâ esneyte alâ nefsike azze cârüke ve celle senâ’üke ve lâ yühzemü cündüke ve lâ yuhlefü vâ’düke ve lâ ilâhe gayrüke...

Sübhaneke mâ abednâke hakka ibadetike yâ mâ’bud...

Sübhaneke mâ arefnâke hakka mâ’rifetike yâ mâ’ruf.

Sübhaneke mâ zekernâke hakka zikrike yâ mezkûr...

Sübhaneke mâ şekernâke hakka şükrike yâ meşkûr.

Allahümmerzuknâ şükre mâ en’amte bihi aleynâ feinneke entallahüllezi ertefe’at an sıfat-il-cibilli sıfâtü kudretike ve lâ zıddün şehideke hiyne fetart-el-me’rûşe ve lâ niddün hacizeke hiyne berâ'tel-havbati... Allahümme innâ ne’uzü bike min hacmetin lâ tedmâ’u ve min cenânin lâ yefze'u ve min kalbin lâ yahşa’u ve min avad-il-mâ’un... Allahümme fehhimnâ esrareke ve elbisnâ melâbisi envârike ve agmisnâ fi râmuz-il leta'ifi ve efid aleynâ min avarif-il-ma’arifi Yâ nûr-el-envâri yâ lâtiyfü yâ settârü nes’elüke en tusalliye alâ seyyidinâ Muhammedin nibras-il-enbiyâ’i ve neyyir-il-evliyâ’i ve zibrikan-il-asfiyâ’i ve yuh-issakaleyni ve ziya-el-hafikayni ve en terfe'a vücudenâ ilâ felek-il-irfani ve tüsebbite şühudenâ fi makam-il-ihsani yâ Allahu yâ nu­ru yâ vâsi’u yâ gafuru yâ men-is-semâ’ü bi-emrihi mebniyyetün vel-gabrâ’ü bi-kudretihi medhiyyetün veş-şevahiku bi-hikmetihi mersiyyetün vel-kamerani bi-fadlihi mudiyyetün nes’elüke bismikellezi terakrekat minh-ül-hunnesü vel-ezherâni ve tecelcelet minh-ül-ananü hırzen mâni’an ve nûren satı'an yekâdü senâberkihi yüzhibü bil-ebsâri yukallib-ül-leyle ven-nehâre inne fi zâlike li-ibreten li-ulil- ebsâr...

Ta-sin-mim... Ve ne’ûzü billah-il-aziymi min-el-ma’arifi vel-ideti vel-mahzuri vel-mümâhaleti vel-gimari ve min keydil-füccari ve min havadis-il-asrani ve min şerril-ecerrani (Yâ hafiyz ihfeznâ... 3 kere) yâ veliyyü yâ vâli yâ aliyyü yâ âli yâ men lâ ilâhe illa hüve la ya’lemü ahadün keyfe hüve illâ hû (Yâ Allahü... 3 kere) (Yâ hayyü yâ kayyûmü... 3 kere) yâ hakku yâ vahidü yâ ahadü yâ samedü yâ vehhâbü yâ fettahü yâ muhyi yâ mumiytü yâ kahharü (Yâ selâmü... 7 kere) (Selâmün kavlen min Rabbin Rahiym... 7 kere) (Feseyekfikehümüllahu ve hüves-semi’ul-aliym... 3 kere) hüvallahüllezi lâ ilâhe illâ hüver-Rahman-ür-Rahiym.. Hüvallahüllezi lâ ilâhe illâ hüvel-melik-ül kuddüs-üs selâm-ül mü'min-ül müheymin-ül aziz-ül cebbâr-ül mütekebbirü hüvallahül-hâlık-ül bâri-ül musavvir-ül gaffâr-ül mübdi-ül mu’iyd-ül berrül muhsiyyür-rezzâk-ül kabid-ül bâsit-ül hâfıd-er râfi-ul mu’izzül müzillül mukiyt-üs-sadık-ül bâkiyyür-râ’uf-ün nâfi-ud-dârrül mühlik-ül mukaddim-ül mu’ahhir-ül afüvvül-ganiyyül mugniyyül müntekim-üt tevvâb-üs semi-ul alim-ül-basiyr... Hasbünallahü ve ni’mel-vekiyl ni’mel-Mevlâ ve ni’men-nasiyr... Yâ dâ’imen bilâ fenâ’i ve yâ ka’imen bilâ zevâli ve yâ müdebbiren bilâ vezirin (Sehhil aleynâ ve alâ ebeveynâ külle asiyr…3 kere) Allahümme lâ mani’a limâ â’teyte ve lâ mû’tiye limâ menâ’te ve lâ râdde limâ kadayte ve lâ mübeddile limâ hakemte ve lâ yenfa’u zel-ceddi mink-el-ciddü,

(Sübhane Rabbiyel aliyyil aziym-il hasiyb-il hakem-il adl-ir rakib-il bâzih-iş şâmih-il müciyb-il ganiyyir reşid-is sabur-il celil-il bedi-in nûr-ül muksit-il câmi-il mû’t-il- mâni... 3 kere)

Lâ ilâhe illâllah-ül vekil-üş-şehiyd... Lâ ilâhe illâllah-ül metiyn-ül meciydü... Lâ ilâhe illâllah-ül vahid-ül vâcid-ül vâli... Lâ ilâhe illâllah-ül mâcid-ül müte’ali... Â’dednâ likülli hevlin lâ ilâhe illallahü ve likülli ragsin elhamdü lillahi ve likülli rehâ’in eş-şükrü lillâhi ve likülli u'cubetin sübhanallahi ve likülli lezenin hasbiyallahü ve likülli ismin estagfirüllahi ve likülli şecvin mâşâ’allahü ve likülli kadâ’in ve ka­derin tevekkeltü alâllahi ve likülli tâ’atin ve meâ’siyyetin lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi ve likülli musiybetin innâ lillahi ve likülli şecbin isteâ’netü billâhi…

Allahümme innâ asbahnâ innâ emseynâ nüşhidüke ve nüşhidü melâ’iketeke ve hamelete arşike ve enbiyâ’eke ve cemi'a halkıke bi-enneke entallahullezi lâ ilâhe illâ ente vahdeke lâ şeriyke leke ve enne seyyidenâ Muhammeden sallallahu teâlâ aleyhi ve selleme abdüke ve resûlüke...

(Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah-il aliyyil-aziym… 10 kere)

Yâ Rahman-ed-dünya ve yâ Rahiym-el âhireti fâ’fü annâ vagfir lenâ verhamnâ ente Mevlâna ve ente erhamür-Rahimiyn...

Bismillah-iş şâfi hüvallâhü...

Bismillah-il-kâfi hüvallahü...

Bismillah-il-mu’afi hüvallahü...

«Bismillahillezi lâ yadurru mâ’a ismihi şey’ün fil-ardi ve lâ fis-semâ’i ve hüves-semi-ul-aliym...» (3)

«Fallahu hayrün hâfızan ve hüve erham-ür-Rahimiyn.» (7)

Vallahü min verâ’ihim muhiytün bel hüve Kur’anün meciydün fi levhi mahfuz...

Hâfizû ales-salâvati ves-salât-il vustâ ve kumû lillahi kanıtiyne in külli nefsin lemmâ aleyhâ hâfizün... (Ni’mel hâfizüllah yâ hafiyzü ahfeznâ… 3 kere) Sümme enzele aleyküm min bâ’d-il-gammi emeneten nu’âsen yağşâ tâ’ifeten minküm ve tâ'ifetün kad ehemmethüm enfüsühüm yazunnûne billahi gayr-el-hakkı zannel-câhiliyyeti yekulûne hel lenâ min-el-emri min şey’in kul innelemre küllehu lillahi yuhfûne fi enfüsihim mâ lâ yubdûne leke yekulûne lev kâne lenâ min-el-emri şey’ün mâ kutilnâ hâhünâ kul lev küntüm fi büyutiküm leberezelleziyne kütibe aleyhim-ül katlü ilâ medacı’ıhim ve liyebteliyallahu mâ fi suduriküm ve liyumahhise mâ fi kulûbiküm vallahu aliymün bi-zât-is-sudur. Elleziyne yekulûne Rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zünubenâ ve kınâ azab-en-nâr... Es-sâbiriyne ves-sâdıkıyne vel-kanıtiyne vel-münfikiyne vel-müstagfiriyne bil-eshâr... Şehidallahu ennehu lâ ilâhe illâ hüve vel-melâiketü ve ulûl-ilmi ka’imen bil-kıstı lâ ilâhe illâ hüvel- aziz-ül hakiym... înned-dine indallah-il-islâm...

Fesübhanallahi hiyne tümsûne ve hiyne tusbihûn... Ve lehül-hamdü fis-semâvati vel-ardi ve aşıyyen ve hiyne tuzhirûn... Yuhric-ül hayye min-el-meyyiti ve yuhric-ül meyyite min-el-hayyi ve yuhyil-ardi bâ’de mevtihâ ve kezâlike tuhrecûn... İnni tevekkeltü alellahi Rabbi ve Rabbüküm mâ min dâbbetin illâ hüve âhizün bi-nâsiyetihâ inne Rabbi alâ sıratin müstakiym... Ve mâ lenâ ellâ netevekkele alellahi ve kad hedyâna sübülenâ ve lenasbirenne alâ mâ azeytümünâ ve alellahi fel-yetevekkile müte­vekkilün...

Kul len yusiybenâ illâ mâ keteballahu lenâ hüve Mevlâna ve alellahi fel-yetevekkel-il mü’minûn. Ve mâ min dâbbetin fil-ardi illâ alellahi rızkuhâ ve yâ’lemü müstekarrehâ ve müstevde’aha küllün fi kitabin mübiyn... Ve ke-eyyin min dâbbetin lâ tahmilü rızkaha Allahu yerzükühâ ve iyyâküm ve hüves-semi-ul-aliym… Mâ yeftahillahu lin-nâsi min rahmetin felâ mümsike lehâ ve mâ yümsik felâ mürsile lehu min bâ’dihi ve hüvel aziz-ül-hakiym... Ve lein se’eltehüm men halâk-as-semâvati vel-arda le-yekulünnallahu kul efere, eytüm mâ… Ted’une min dûnillahi in erâdeniyallahu bi-durrin hel hünne kâşifâtü durrihi ev erâdeni birahmetin hel hünne mümsikâtü rahmetihi kul hasbiyallahu aleyhi yetevekkel-ül-mütevekkilûn... Ve mâ ce’alehulla-hü illâ büşrâ leküm ve li-tatma’inne kulûbüküm bihi ve men-nasru illâ min indillah-il aziz-il-hakiym...

(Kâf-Hâ-yâ-ayn-sad... Hâ-mim... Ayn-sin-kaf... 3 kere) İkfinâ vehimnâ hüvallah-ül-kadir-ül kahir-üz zâhir-ül bâtın-ül fâtir-ül lâtif-ül habiyr... Kavlühül-hakku ve lehül- mülkü yevme yünfehu fis-sûri âlim-ül gaybi veş-şehadeti ve hüvel-hakim-ül-habiyr... (Yâ hannân... 3) (Yâ mennân... 3) Yâ bedi'as-semavâti vel-ardi... (Yâ hayyü ya kayyûmü... 3) (Yâ zel-celâli vel-irkam... 7) Nes’elüke bi-ızam-il- lâhutiyyeti en tenkule tibâ’ana min tıbâ-il-beşeriyyeti ve en terfe’a mühecenâ mâ’a melâ’iketik-el ulviyyeti... (Yâ muhavvil-el havli vel-ahval havvil halenâ ilâ ahsen-il hal... 3 kere) Sübhanekâllahümme ve bi-hamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estagfirüke ve etubü ileyke... Allahümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammed-in-is-sabıkı ilel-enâmi nurühu rahmetün lil-âlemiyne zuhurühu adede min medâ min-el-beriyyeti ve men bekıye ve men saide minhüm ve men şakiye salâten testagrik-ul adde ve tuhiytü bil-haddi ve lâ inkidâ’e lehâ salâvatük-elleti salleyte bihâ aleyhi salâten da'imeten ve alâ âlihi ve sahbihi ve itretihi misle zâlike...

Sübhane Rabbike Rabbil-izzeti amma yasıfûne ve selâmün alel-mürseliyn vel-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn.

Rabbenâ tekabbel minnâ inneke ent-es-semi-ul-aliym. Ve tüb aleynâ inneke ent-et-tevvâb-ür-rahiym... Allahümme âtina külle hayrin ve â'iznâ min külli şerrin...

Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym

Kul hüvallahü ahad Allah-üs-samed lem yelid ve lem yûled ve lem yekûn lehu küfüven ahad... (3 kere)

Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym

Uksimü aleyküm eyyetüh-el ervâh-ür-ruhaniyyûne vel-melâ’iketü ven-nuraniyyûne bismillahil nûri ezen ezânin (nûrin… 3 kere) âlin âlin (nûrin 3 kere) erâ eriyyün eriyyün (nûrün… 3 kere) hâmiriyyün zu-meriyyün nûrün tekseviyyün nûrün meksebûnün nûrün (Allahu Rabbün nûr-il-â’lâ… 3 kere) (elvâhen… 3 kere) (el’acele essa’ate… 3 kere) yâ melâ’ike't-en-nûri bin-nûrilleziy edâ’e bihi küllü nûrin eciybû vehbitû bin-nûrilleziy ehate bihi külle nûrin eciybü vehbitû yâ kaygu esri nûnin bi-hakkı Rabbin-nûri eyâlin nûrin âlin nûrin âhin âhin Rabbin-nûr (Rebhânin…3) bâzihin bâzihin Rabbin Rabbin şelşehiyyin Kelşehiyyin lemşehiyyin rebşehiyyin terşehiyyin teşârüşen huşen huşiyyün eciybûni tâi’iyne ve bimâ emer- tüküm sâmi’iyne müsri’iyne bil-izzet-is-samediyyeti vel-kudret-il-ebediyyeti ve bi-izzet-il-ilâhiyyet-ir-refi’at-il- âliyyeti ve bi-hakkıl ismilleziy hulika bihi melek-ül kudret-in nûr-in-nûri yâ meyhezebûne ve yâ meyheteriyyûnin yâ kaygu esri nûnin (Enûnün…3) ve Rabbün-nûri eciybû bi-hakkı (âhin 3 kere) inzilû ileyye bi-esrâ-il-vakti ihdurû fiy mekâniy billahi ve bi-kudretihi vemtesilû limâ etlûbü vakdû hacetiy bi-hakkı meşkeşin heşheşin heşkeşin esri’û yâ melâ’ikete Rabbil-âlemiyn bimâ etlûbü ve ergabu bi-hakkı mâ televtühü aleyküm ve kudiye beynehüm bil-hakkı ve kâne emrullahi mef’ula..

Bismillah-ir-Rahman-ir-Rahiym

El-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn ves-salâtü ves-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihi ecma’iyn... Bahin bahin bi-selâmin ermiyâhin bi-selâmin bahin insarifû ce’alallahu sâ’yeküm meşkûren barekâllahü fiyküm ve aleyküm azzezekümullahü şerrefekümullahü es’adekümullahü bimâ sefertüm fe-ni'me ecr-ül-âmiliyn...

 

Rahmet-I İlâhiden kovulmuş olan şeytanın şerrinden Allahu

Teâlâ’nın hıfz-u himayesine sığınırım. Rahman ve rahiym olan

Allahu teâlâ'nın İsmiyle başlarım:

 

Bütün hamd-ü senâ o Allahu teâlâ'ya mahsustur ki, âlemlerin Rabbi, mürebbisi ve mâlikidir. Dünya hayatında ayırt etmeksizin bütün yarat­tıklarına ni'metlerini, ihsanlarını ve merhametini esirgemez ve âhirette ise yalnız mü'min kullarına rahmet eyler. Hesap ve ceza gününün hâkimidir. Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yardım dileriz. Bizi doğru yo­la, kendilerine ni'met verdiklerinin yoluna hidayet et; gazabına uğrayan­ların ve sapıkların yoluna değil...

 

RAHMAN VE RAHİYM OLAN ALLAHU TEALA'NIN İSMİYLE BAŞLARIM.

 

Allahım... Sen, mülküne zeval ermeyen, bütün kâ'inat ve mevcudatı dilediği gibi tasarruf ve idare eden, dilediğini dilediğine veren, dilediğini dilediğinden alan, ezelî ve ebedî hayat ile diri, zâtı ve kemali ile kaim, ulûhiyyette zâhir, sevap ve ikaba kadir mutlâk hükümdarsın. Senden gay­rı Hak mâ'bud yoktur, illâ sen varsın.

Sen, beni yaratan Rabbimsin. Ben, senin kulunum. Senin ahdinde ve gücüm yettiği kadar sana olan vâ'dimdeyim. İşlediğim şerlerden sana sı­ğınırım. Bana ihsan buyurduğun ni'metlerini itiraf ve günahlarımı da İkrar ederim. Günahlarımı yarlığa, günahları senden gayrı hiç kimse yarlıgayamaz, illâ sen yarlıgarsın.

Allahu teâlâ'yı, şanına lâyık olmayan noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif ederim. Bütün hamd-ü senâ, Allahu azim-üş-şâna mahsustur. Allahu teâlâ'dan gayrı Hak ma'bud yoktur. Allahu teâlâ çok uludur. O çok yüce ve ulu olan Allahu teâlâ'nın koruması olmasa, günah­lardan ve isyanlardan kaçınmağa ve onun yardımı, kuvvet ve kudreti ol­masa, kulluk ve ibadetlerde bulunmağa kuvvet ve kudret yoktur.

O; evveldir, ezelîdir. Varlığının başlangıcı yoktur. O; âhirdir, ebedî­dir. Bekasının sonu yoktur. Onun varlığı, kudreti ile âşikârdır. O kibriyâsı ile halkın nazarından gizlenmiştir. O, her şeyi hakkıyla bilir. Dirilten ve öldüren O'dur. O, ezelî ve ebedî hayat ile diridir. Ona ölüm erişmez. Bü­tün hayırlar ve iyilikler onun elindedir. O, her şeye karşı kadirdir.

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey büyükler büyüğü...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey zâtı ve kemali ile kaim ve yarattıklarının korunup kollanmasında yegâne hâkim olan şeref ve izzet sahibi…

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey peygamberler gönderen ve kullarını öldükten sonra dirilten…

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey dünya ehlinin fenâsından sonra yerleri ve gökleri miras tutan...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey sebeplere kuvvet vererek her şeyi kolayca halk ve İcat eden gerçek kudret sahibi...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey bütün gizil şeyleri ve gizilden daha gizli olanları hakkıyla bilen...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey toprakların derinliklerinde yatanları dirilten...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey bütün yarattıklarının kulluk ve İba­det etmelerini isteyen...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey muhabbeti ve olayların safhalarını takdir eden...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey üzerine âfet ârız olmayan.,.

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey vakitleri ve zamanları kendi takdi­rine göre yaratan ve yürüten... Ululuk ve yücelikte, zâlimlerin dediklerin­den de ulu ve yücesin...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey nefisleri nârdan azât eden...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey sebeplere sebep yaratan...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey ezelî ve ebedî diri, zâtı ve kemali ile kaim ve hâkim olan ölümsüz...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey benim ve bütün İnsanların Hak mâ’budu... Bizleri, yarattıklarının çoğundan üstün kıldın... Hamd sana mah­sustur. Ni'metler, atiyyeler ve ihsanlar senindir...

Ey Rabbimiz... Hayır ve bereketin bol, şân ve azametin çok yücedir. Senden mağfiret diler ve sana tövbe ederiz.

Allahım... Sen evvelsin, senden evvel hiçbir şey yoktur. Sen âhirsin, senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen zâhirsin, sana benzeyen hiçbir şey yoktur. Sen bâtınsın, seni görebilecek hiçbir şey yoktur. Sen çoğu olma­yan teksin, birsin... Sen vezirsiz (Yardımcısız, yardıma ve yardımcıya muhtaç olmayan) gerçek kudret sahibisin... Sen, müşire (Emir ve İşaret ediciye, yol göstericiye muhtaç olmaksızın) bütün kâinat ve mevcudatı yerli yerinde tedbirlerinde idare edensin...

Habibim de ki: (Ey mülkün mâliki olan Allahım... Mülkü dilediğine verir ve mülkü dilediğinden alırsın. Dilediğini aziz ve dilediğini zelil eder­sin. Hayır ve şer senin elindedir. Gerçekten, sen her şeye hakkıyla kadir­sin. Geceyi gündüze, gündüzü de geceye İthal eder ve ölüden diri, diri­den de ölü çıkarırsın...Dilediğine de hesapsız rızık verirsin...)

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey evvel ve âhiriyn bütün mahlûkların­dan gizlenen...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey vekar ve azameti ile örtünen...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey bütün eşyanın mâliki...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey kudret ve yücelikle aziz olan...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey dağlarda ve ovalardaki her şeyi bi­len...

Ey göğüslerde ve karınlarda kıpırdananları ve deprenenleri bilen...

Ey Aruz’u (Mekke-i mükerreme ve Medine-I münevvere) bütün şehir­lerden ve köylerden şerefli kılan...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey yeryüzünü ve toprağın altındakileri hakkıyla bilen...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, ey yücelerin yücesi ve görülmekten lâ­tif olan Rabbimiz... Hayır ve bereketin çok bol, şan ve azametin çok yü­cedir. Senden gayrı Rab yoktur. Senden gayrı kahredecek de yoktur.

Ey Allahım... Ni'metlendiren sensin, faziletlendiren sensin, sana lâ­yık şükür olamaz. Şehadet ederim, sen gerçekten o Allahu teâlâ’sın ki, senden gayrı Hak mâ'bud yoktur, illâ sen varsın. Sen benim Rabbimsin ve her şeyin de Rabbisin... Yerleri ve gökleri yaratan, varı yoğu, gizliyi ve âşikârı bilen, yücelerden yüce, ululardan ulu ve her şeyden âli’sin...

Tâ-Sin-Mim... Tâ-Sin... (Eş-şu’arâ ve En-Neml sûrelerinin ilk âyetle­ridir.)

(Biri tatlı ve diğeri acı) iki denizi, birbirine kavuşmak üzere bıra­kıverdi. Fakat, ikisi arasında hadlerini tecavüz ve hususiyetlerini ifnâ et­meye mâni bir berzah vardır. (Tatlısı yine tatlı, acısı acı olarak kalır.) Al­lahu teâlâ, yegâne Hak mâ’buddur. Ondan gayrı ibadete müstahak mâ’bud yoktur. Hayat sıfatı ile muttasıf ebedî, bâki ve daim ve yarattıklarının ko­runup kollanmalarına kaimdir. Onu ne gaflet basar ne uyku... Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi onundur, onun mülküdür. İzni olmaksızın kim yanında şefaat edebilir? O yarattıklarının önlerinde ve arkalarında ne varsa, hepsini bilir. Onlar ise, onun ilminden ancak dilediği kadarını kavrayabilirler Onun kürsüsü, gökleri ve yerleri kuşatmıştır.

Ve bunların (Göklerin ve yerlerin) korunması, ona ağırlık ve meşak­kat vermez. O, pek ulu, çok büyüktür.

Hâ-Mim... Hâ-Mim... Hâ-Mim... Hâ-Mim... Hâ-Mim... Hâ-Mim... Hâ- Mim... (Kur’an-ı kerimde: El-Mü’min, Fussilet, Eş-Şûrâ, Ez-Zuhruf, Ed- Duhân, El-Câsiye ve El-Ahkaf sûrelerinin ilk âyetleridir. Mukatta harfler­dendir. İbn-i Abbas radıyallahu anh'a göre, Allahu teâlâ’nın İsm-i â’zamıdır. Atâ’i Horasani’ye göre de (HA) harfi Allahu teâlâ’nın HALİM, HAMİD, HAY, HAKİM, HANNAN isimlerinin ve (MİM) harfi de MELİK, MECİD ve MENNÂN İsimlerinin baş harfleridir.)

Zafer takdir edildi, yardım geldi. Onlar, bize karşı nusrete ve zafe­re mazhar olamazlar.

Hâ-Mim... Bu kitabın (Kur'an-ı azim-üş-şânın) indirilmesi aziz ve aliym olan Allahu teâlâ'dandır ki, tövbelerinde ihlâs edenlerin tövbelerini ka­bul eder, şirk ve küfürden ayrılmayanlara ikabı şiddetlidir. Muvahhitlere fazlı ve ni'meti boldur. Ondan gayrı ilâh yoktur, dönüş ancak O'nadır.

Allahu teâlâ, kudreti ile dilediğini işler, izzeti ile dilediği gibi hükme­der. Onun ceberrutunda (Mutlâk kudretinde) münazaa eden yoktur. Mül­künde şeriki de yoktur.

Allahu teâlâ'yı şanına lâyık olmayan noksan sıfatlardan tenzih ve ona hamd-ü senâ ederim. (100 kerre).

Günahlardan dönüş ve ibadetlere giriş, ancak Allahu teâlâ’nın yar­dımı, kuvvet ve kudreti ile olur. Onun dilediği olur, dilemediği olmaz. Bil­miş olunuz ki, Allahu teâlâ gerçekten herşeye kadirdir. O, gerçekten il­miyle herşeyi kuşatmıştır.

Allahım... Bizi gazabınla öldürme, kötü ve çirkin fiillerimizden do­layı bizi helâk eyleme, bizi bunlardan önce affet...

Göklerin, yerlerin, bütün kâinat ve mevcudatın müstakillen mâliki olan, mülküne zeval ermeyen, azamet ve celâline lâyık olmayan şeylerden pâk ve münezzeh olan Allahu teâlâ’yı tesbih ve tenzih ederim.

Mülk ve melekût sahibi olan Allahu teâlâ'yı tesbih ve tenzih ederim. İzzet, azamet ve ceberut sahibi bulunan Allahu teâlâ’yı tesbih ve ten­zih ederim.

Göklerin, yerlerin, bütün kâinat ve mevcudatın müstakillen mâliki bulunan, ebedî ve ezelî hayat ile diri ve kaim olan, uyku ârız olmayan, ölüm erişmeyen Allahu teâlâ'yı tesbih ve tenzih ederim. Tesbih ve tak­dis olunan, kendi kendisini tenzih buyuran Allah’ımız, bizim Rabbimizdir, meleklerin ve ruhların da Rabbidir.

Allahım... Bize İlminden öğret, bize anlayış ver, yardım kılıcını boy­numuza as...

Allahım... Bizi, ni’metlerine şükredenlerden, seni zikredenlerden, sen­den korkanlardan, sana itaat edenlerden, sana boyun eğenlerden, sana bağlı olan ve sana dönen kullarından eyle...

Allahım… Tövbelerimizi kabul et, günahlarımızı rahmet deryanda yıka, konuşmalarımızı düzelt ve doğrula, göğüslerimizden kini yok et, kalplerimizden kuruntuları, gizil düşmanlıkları, öfkeyi ve bütün kötülükleri gi­der…

Allahım... Ansızın ölmekten, her türlü güçlüklerden, günahlardan, ateşte yanmaktan, doğru yoldan ayrılmaktan, sapıtmaktan, gururdan, kin­den, gafletten ve İnsanı helâk eden bütün İş ve kötü düşüncelerden sa­na sığınırız.

Allahım… Korkundan öyle bir hisse ver ki, bizimle günahlarımız ara­sına girsin, tâ’atinden öyle bir hisse ver ki, bizi cennetine götürebilsin. Öyle bir yakin ver ki, dünya ve âhiret musibetlerini karşılayabilelim. Bizi, İyi ve salih kullarınla birlikte haşret... Hayatta bıraktığın müddetçe kulak­larımızı, gözlerimizi ve gücümüzü, kuvvetimizi bize faydalı hale getir ki, vâris olalım. Bize zulmedenlerden öcümüzü al, düşmanlarımıza karşı bi­ze yardım et, hatalarımızı bağışla ve günahlarımızı yarlığa, musibetleri­mizi kaldır, hastalarımıza şifalar ver, (3 kerre).

Kalplerimizi nurlandır, ihtiyaçlarımızı yerine getir, ana ve babamıza merhamet eyle, dünyayı bizim için en mühim bir maksat ve gaye kılma, bütün bilgimizi ona hasretme, dinimiz hususunda bizi musibetlere düçar etme, günahlarımızdan ötürü bize acımayanları bize musallat eyleme, sen bütün acıyanlardan daha fazla acıyansın.

Allahım... Korkularımızı yatıştıracak ve bizi hidayetine ulaştıracak rahmetini istiyoruz. Dağınıklıklarımızı derleyip toparlayacak, dargınlıkla­rımızı giderecek, hastalarımıza şifa verecek, amellerimizi tertemiz bir ha­le getirecek, bize doğru yolu ilham edecek ve gösterecek bir merhamet istiyoruz.

Allahım... Halktan müstağni olan varlığın, birliğin, tek ve benzersiz­liğin, âşikâr olan izzetin, çok geniş olan rahmetin hürmetine kulakları­mızı nurlandır, gözlerimizi nurlandır, kalplerimizi nurlandır, kabirlerimizi nurlarıdır, duygularımızı nurlandır, ruhlarımızı nurlandır, önümüzü nur­larıdır...

Allahım... İlmimizi, hilmimizi ve nurumuzu artır, bize hem zâhir ni­metlerini hem bâtın ni'metlerini ver.

Allahu teâlâ, dinimiz için bize kâfidir.

Allahu teâlâ, dünyamız için bize kâfidir.

Kerim olan Allahu teâlâ, bütün mühim işlerimiz için bize kâfidir.

Halim ve kuvvetli olan Allahu teâlâ, bize zulmedenlere karşı kâfidir

Çetin kuvvete sahip bulunan Allahu teâlâ, bize tuzak kurmak İste­yenlere karşı kâfidir.

Merhamet sahibi olan Allahu teâlâ, ölüm zamanında bize kâfidir.

Şefkat sahibi olan Allahu teâlâ, mezarda sorgu zamanında bize kâ­fidir.

Lütuf sahibi olan Allahu teâlâ, mizanda da bize kâfidir.

Kudret sahibi olan Allahu teâlâ sıratı geçerken de bize kâfidir.

Kerem sahibi olan Allahu teâlâ, sorgu zamanında da bize kâfidir.

Kendisinden gayrı Hak ma'bud bulunmayan Allahu teâlâ bize kâfidir, tevekkülüm onadır. O, büyük arşın sahibidir. (7 kerre).

Merhaba... Merhaba... (Ferah ve genişlik senin üzerine olsun de­mektir.)

Merhaba ey sabah ve yeni gün (veya ey akşam ve yeni gece).

Zamana, uğurlu saate, hazır bulunmayan arkadaşa, hazır olan ar­kadaşa merhaba, merhaba derim.

Hamd edenlerin hamd-u senâsına lâyık, geniş merhamet sahibi, yü­celerden yüce, sevilen, ilmiyle her şeyi kuşatan, yarattıklarına dilediği gi­bi tasarruf eden Allahu teâlâ’nın adıyla yaz ki, o bize şah damarımız­dan daha yakındır.

Yaz ki, biz Allahu teâlâ’ya inandığımız, onun huzuruna çıkmayı ve ona kavuşmayı tasdik ettiğimiz, onun kitabını, delil ve âyetlerini ikrar et­tiğimiz halde sabaha dahil olduk.

Ondan gayrısının ulûhiyyetini inkâr ettik, ona tevekkül eyledik, Alla­hu teâlâ'yı, meleklerini, bütün peygamberlerini, arşını taşıyanları ve bütün yarattıklarını şahit tutuyoruz ki, ondan gayrı Hak ma'bud yoktur, İllâ o vardır. Birdir ve şeriki yoktur. Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem onun kulu ve Resulüdür. Cennet haktır, cehennem haktır, Kevser havu­zu haktır, şefaat haktır, münkir ile nekir haktır, Allahu teâlâ’nın vâ’di haktır. Kıyamet mutlaka kopacaktır ve Allahu teâlâ bütün yarattıklarını ölümlerinden sonra tekrar diriltecektir. Biz, bunu bilerek ve buna inanarak yaşıyoruz, böylece öleceğiz, kabirlerimizden bu inanç ile dirilip kalka­cağız ve Allahu teâlâ'nın yardımı ile azap görmeyeceğiz.

Allahım... Biz, nefislerimize zulmettik. Sen, büyük ve küçük günahlarımızı affeyle, çünkü senden gayrı hiç kimse onları affedemez, ancak sen affeder, bağışlar, yarlıgarsın. Bizi, en güzel ahlâklar ile ahlâklandır, bu güzelliklere ancak sen hidayet edebilirsin, kimse edemez. Dâvetine icabet ettim, emrine hazırım. Emrine icabet ettiğim için mutluyum, bütün hayırlar senin elindedir, sana tövbe eder ve senden yarlıganmamı dile­rim.

Allahım... Gönderdiğin resûllere iyman ettik.

Allahım... Resûllerin vasıtasiyle indirdiğin kitaplara da iyman ettik.

Allahım... Yüzümüzü hayâ ile ve kalplerimizi sevinç ve neş'e ile dol­dur.

Allahım... Bizi hayırlı işlerde sabit kıl... Cimri, dedikoducu, kibirli, fitne ve fesatçılardan eyleme...

Allahım... Oburluktan, hapisten, haddini aşmaktan, kıtlıktan, kötü zandan, içkiden, vahşi insandan, faizden, korkutucu fitneden ve geçim darlığından sana sığınırız…

Allahım... Bugünümüzün evveli salâhımız, ortası felâhımız ve sonu zaferimiz olsun...

Allahım... Günümüzün başlangıcını rahmet, ortasını dünyadan yüz çevirme ve sonunu da kerem kıl...

Allahım... Bizi en iyi ve en güzel nimet ve geçimlerle rızıklandır. Ömürlerimizi mutlu kıl, rızıklarımızı genişlet...

Allahım... Affınla bizi affet, fazlınla bize halim ol. (Sert olma.)

Allahım... Seni, her türlü noksan sıfatlardan tenzih ve kemal sıfatları ile tavsif eder ve sana hamd-ü senâ eylerim. Biz, seni ne kadar Övsek, senin zâtını övmen gibi övmeye gücümüz yetmez. Sana sığınan kuv­vetli ve galip olur. Seni öven yükselir ve yücelir. Senin orduların aslâ yenilmez ve bozguna uğramaz. Sen, sözünden dönmezsin. Senden gayri Hak mâ'bud yoktur.

Seni tesbih ve tenzih ederiz, sana hakkıyla kulluk ve ibadet edeme­dik ey yegâne mâ'budumuz...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, seni hakkıyla bilemedik ey Mâ'ruf...

Seni tesbih ve tenzih ederiz, seni hakkıyla zikredemedik ey Mezkûr.

Seni tesbih ve tenzih ederiz, sana hakkıyla şükredemedik ey Meşkûr...

Allahım... Bize ihsan buyurduğun ni’metlere karşı şükredebilmeyi ilham ve nasip eyle... Sen, o Allahu azim-üş-şânsın ki, kudret sıfatların, mahlûkatın sıfatlarından çok yücedir. Sen, zararlı mahlukatları yarattığın za­man, hiç kimse sana karşı gelemedi. Sen, günahları yarattığın zaman, hiçbir rakip seni men ‘edemedi.

Allahım... Ağlamayan gözden, korkmayan kalpten, boyun eğmeyen ve tevazu göstermeyen gönülden, herkese muhtaç olmaktan sana sığı­nırız...

Allahım... Sırlarını bize öğret, bize nurlarından elbiseler giydir, bizi lûtuflarının deryalarına daldır, üzerimize âriflerin mâ'rîfetlerini dökerek bi­zi feyizleridir.

Ey nurların nuru (veya nurları yaratan) Ey lütuf sahibi... Ey günah­ları Örten... Senden, Efendimiz peygamberimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem üzerine rahmetini indirmeni dileriz. O, peygamberlerin meş'alesi, evliyânın güneşi, temiz ruhlu kullarının kameri, cinlerin ve in­sanların ve doğu ile batının ziyasıdır. Senden, varlığımızın irfan sema­sına yüceltilmesini, ihsan denilen makamda yazılmamızı dileriz.

Ey Allahımız... Ey yerleri ve gökleri nurlandıran... Ey rahmet ve İl­mi her şeyden geniş olan... Ey günahkâr kullarını yarlıgayan... Ey bir em­riyle gökleri yükselten... Ey kudreti ile yerleri döşeyen, hikmeti ile dağ­ların zirvelerini yücelten, aya ve güneşe fazlıyla ışık saçan Allahımız. İs­min hakkı için, ki o ism-i celilin hürmetine ay ve güneş parlamakta, gök­ler harekete gelmekte, yıldızlar, ay ve güneş doğup batmaktadır. İşte, o ism-i celilin hürmetine senden muhkem bir kafa, parıldayan bir nur isti­yoruz. O nur ki, ziyası gözleri kamaştırmaktadır. Allahu teâlâ, geceleri gün­düzlere çevirerek akıl ve basiret sahiplerine gerçek bir ibret vermektedir.

Tâ-Sin-Mim... (Kur’an-ı kerimde Eş-şu'arâ ve El-Kasas sûrelerinin İlk âyetleridir.) Çalgılı eğlencelerden, yalan ve iftiralardan, yasak ve mahzur­lu olan şeylerden, hileden, kinden, kıskançlardan, fâsıkların tuzağından, sabahın ve akşamın kötü olaylarından, insanların ve cinlerin şerlerinden sana sığınırım.

Ey yapılan her işi bütün tafsilâtiyle tutan, belli vaktine kadar âfetler­den ve belâlardan saklayan, bizleri de koru (3 kerre).

Ey mü’minlere dost ve yardım edici, onları sevici ve işlerini bitirici...

Ey bütün kâinat ve mevcudatı idare edici Allahım...

Ey rütbe ve hükümde en üstün ve yüksek olan... Ey ululardan ulu, yücelerden yüce...

Ey kendisinden gayrı Hak mâ’bud bulunmayan… Ey, kendisinden gay­rı ibadete müstehak kimse olmayan... Ey nasıl olduğunu, kendisinden gayrı hiç kimse bilemeyen...

Ey Allahım... Ey bütün yaratıklarına dünyada rızıklarını vererek rah­metini dağıtan...(3 kere) Ey ezelî ve ebedî hayat ile diri olan... Ey zatı ve ke­mali ile kaim ve mahlûkatının korunup kollanmasına yegâne hâkim olan...(3 kere) Ey varlığı hiç değişmeden duran... Ey zatında, sıfatlarında, işlerinde, isim­lerinde, hükümlerinde benzeri ve ortağı bulunmayan... Ey tek ve bir olan... Ey misli olmayan tek... Ey hâcetlerin bitirilmesi ve ıstırapların gi­derilmesinde tek merci... Ey fazlının hâzinelerinden hiç bir karşılık bekle­meksizin rahmet ve ni’met bağışlayan... Ey bütün yarattıklarına hayır ka­pılarını açan... Ey mahlûkatını yoktan vücuda getirerek hayat veren... Ey mahlûklarını dünya hayatlarından sonra öldüren... Ey .küfür ve isyan ile karşı gelenleri ve tövbe etmeyenleri kahreden... Ey her çeşit ârıza ve âfetlerden sâlim kalan ve kullarını her türlü tehlikelerden selâmete çıka­ran,(7 kere) cennetinde bahtiyar kullarına selâm eden. Onlara, rahiym olan Rab celle şâneden selâm gelir. (7 kerre).

Allahu teâlâ, sana kâfidir. O, her şeyi hakkıyla işitir ve bilir. (3 kerre) O, öyle bir Allahu azim-üş-şândır ki; Hak mâ’bud yoktur. İllâ o vardır. O, ezelde bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet İrade buyuran, sevdiğini ve sevmediğini ayırt etmeyerek bütün mahlûkatını sa­yısız nimetlerine gark edendir. O, pek ziyade merhamet eden, verdiği ni­metleri iyi kullananları, daha büyük ve ebedî nimetlerle mükâfatlandı­ran ve ahirette yalnız mü’min kullarına merhamet edendir. O, öyle bir Alla­hu azim-üş-şândır ki, ondan gayrı Hak mâ’bud yoktur. O, mahlûkatına benzemeyen, her türlü ayıplardan ve noksanlıklardan münezzeh, emniyet bahşeden, her şeyi görüp gözeten kuvvet ve ceberut sahibi ulu hüküm­dardır. O Allahu azim-üş-şân ki, yaratan ve her şeye ayrı bir sûret veren, günahları affeden, yoktan var eden, tekrar dirilten, iyilik ve ihsan sahibi, her şeyi hakkıyla bilen, rızık veren, hikmeti iktizası daraltan ve genişle­ten, indiren ve kaldıran, aziz kılan ve zelil eden, rızıkları yaratan, doğru, ebedî geniş merhamet sahibi, yararlandıran, zararlandıran, helâk eden, ilerleten, gerileten, affeden, zengin eden, tövbeleri kabul eden, işiten, bi­len ve her şeyi görendir.

Allahu teâlâ bize kâfidir. O ne güzel bir vekildir ne güzel Mevlâdır ve ne güzel yardımcıdır.

Ey yok olmaksızın daim... Ey son bulmaksızın kaim... Ey yardımcıya muhtaç olmaksızın her işini tedbir ve idare eden... Sen, bizim ve ana - babalarımızın bütün güçlüklerimizi kolaylaştır.

Allahım... Verdiklerine kimse mâni olamaz. Menettiklerini de kimse veremez. Senin kaza ettiğin şeyi, kimse reddedemez. Senin hükmünü kim­se değiştiremez. Varlıklı olanların varlıkları da senin katında onlara bir fayda sağlayamaz.

Uluların ulusu, yücelerin yücesi olan ve kıyamet günü bütün mahlûkatını hesaba çekecek olan Rabbimizi, şanına lâyık olmayan şeylerden tenzih ederiz. O, hakkı yerine getirerek hükmeder. Mahlûkatına hak ve adaletle muamele eyler, bütün yarattıklarını görür, gözetir. O, doğru yolu gösterir, sabırlıdır, büyüktür, icabet edicidir. Zâtında ve sıfatında yüce, nuru yaratan, adaletli, bütün işlerini denk, birbirine uygun, yeril yerince yapar. İstediğini, istediği zaman istediği yerde toplar. Veren de men’eden de O'dur.

Hak mâ’bud yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, kullarının her işine şahit ve vekildir.

Hak mâ’bud yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, kudreti her şeye ye­ter, şanı büyük, zatı şerefli ve bütün işleri güzeldir.

Hak mâ’bud yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, istediğini istediği za­man bulur, bütün kâinat ve mevcudatı tek başına idare eden

Hak mâ'bud yoktur, illâ Allahu teâlâ vardır ki, kadri ve şânı büyük, her şeyden yücedir.

Her korku için lâ ilahe illallah

Her ni’met için el-hamdü lillah

Her genişlik için eş-şükr-ü lillah

Her garip şey için sübhanallah

Her şiddet için Hasbiyallah

Her günah için Estağfirullah

Her keder için Mâşâ'allah

Her kaza ve keder için Tevekkeltü alellah

Her tâ’at ve günah için Lâ havle ve lâ kuvvete İllâ billah

Her musibet için innâ lillah

Her elem için iste’antü billah hazırladık...

Allahım... Biz, sabaha (veya akşama) dahil olurken seni, arşını taşı­yanları, meleklerini, peygamberlerini ve bütün yarattıklarını şahit tutar ve deriz ki, sen bizim Allahımızsın, senden gayrı Hak mâ’bud yoktur, illâ sen varsın, birsin, şerikin yoktur ve Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem senin kulun ve Resûlündür. (4 kerre). Günahlardan ve mâ’siyyetlerden dönüş, ibadet ve tâ'ate başlayış ancak senin yardımın, kuv­vet ve kudretinle olur. (10 kerre).

Ey dünya hayatında bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve rahmet irade buyuran, sevdiğini ve sevmediğini ayırt etmeyerek bütün mahlûkatını sayısız ni’metlere gark eden ve âhirette yalnız mü’min kullarına rahmet ve merhamet eden Allahım... Beni affeyle, beni yarlığa, bana merhamet et, sen benim Mevlâmsın ve gerçekten sen rahmedenlerin rahmedicisisin.

Şifa veren Allahu teâlâ’nın İsmine sığınırım. O, Allahımdır.

Kâfi olan Allahu teâlâ’nın ismine sığınırım. O, Allahımdır.

Afiyet veren Allahu teâlâ’nın ismine sığınırım. O, Allahımdır.

O Allahu teâlâ’nın ismi ile başlarım ki, yerlerde ve göklerde onun ismine sığınanlara hiçbir zarar erişmez. O, her şeyi işitir ve bilir. (3 kerre)

Koruyucuların en hayırlısı Allahu teâlâ’dır. O, rahmedenlerin rahmedicisidir. (7 kerre).

Allahu teâlâ, ilim ve kudretiyle onları ihata etmiştir. Kâfirlerin yalan­ladıkları kitap, çok yüce ve çok şerefli Kur’an-ı azim-üş-şândır ki, Levhi-mahfuzdadır.

Farz namazları vaktinde, şartlarına ve rükünlerine riayet ederek eda­sına devam ve muhafaza edin. Hele, orta namaza dikkat edin. Huşû ve tâ’atla namaza durun. Hiçbir nefis yoktur ki, onun amellerini hıfza mü'ekkel bir melek olmasın. En iyi koruyucu, Allahu teâlâ’dır. Ey yüce koruyu­cu... Bizi de koru... (3 kerre).

Allahu teâlâ, bu gam ve kederin ardından üzerinize öyle bir güven­lik indirdi ki, hafif bir uyku halinde içinizden bir tâ’ifeyi sarıp bürüyüverdi.

Bir tâife de nefisleri kaygısına düşmüşlerdi. Allahu teâlâ'ya Hak ol­mayan bir zan, cahiliyet ehlinin zannı gibi bir zan besliyorlar ve: (Bize vâ'dolunan zafer ve nusretten bir nasip var mı?) diyorlardı. De ki: (Bütün iş Allahu teâlâ’nındır.) Onlar, sana açıklayamayacakları şeyi, içlerinde giz­liyorlar. Diyorlar ki: (Bizim, bu işten bir payımız olsaydı, burada öldürülmezdik.) De ki: (Eğer evlerinizde de olsaydınız, üzerlerine Levh-i mahfuz­da öldürülmeleri yazılmış olanlar, öldürülecekleri yere çıkacaklar, yine öl­dürüleceklerdi. Allahu teâlâ, göğüslerinizdeki ihlâs veya nifakı meydana koymak, kalplerinizdeki vesveseyi temizlemek için böyle irade etti. Allahu teâlâ, kalplerinizde olan hayır ve şerri hakkıyla bilir.)

Onlar, Allahu teâlâ'ya yalvarıp yakararak derler ki: (Ey Rabbimiz... Sana ve Resûlüne iyman ettik. Artık günahlarımızı yarlığa ve bizi ateş azabından koru...) Onlar; tâ'ate, musibetlere, isyan ve aykırı hareketler­den sakınmaya sabredicilerdir. İmanlarında, salih amellerinde, kendileri ile Allahu teâlâ ve halk arasındaki sözlerinde gerçek olanlardır. Aynı za­manda Allahu teâlâ’ya iyman edici, Allahu teâlâ’nın tâ’atinde mallarını in­fak eyleyicidirler. Seherlerde tövbe ve istiğfar ederek namaz kılıcılardır.

Allahu teâlâ, kendisinden gayrı ilâh olmadığını, vahdaniyyetine delâ­let eden delillerle âyetlerle açıkladı. Melekler, Allahu teâlâ’nın vahdaniyyetini ikrar ettiler. İlim sahipleri de vahdaniyyetini tasdik eylediler. O, emir ve nehiylerinde adli ikamet eder olduğu halde, kendisinden gayrı Hak mâ’bud olmayandır. O Allahu azim-üş-şân ki, tevhid etmeyene inti­kam eder. Benzerine hiçbir intikam alıcı kadir olamaz. Dilediğine hük­meder, hiç kimsenin onun hükmünü değiştirmeğe gücü yetmez.

Allahu teâlâ indinde din, islâmdır.

Akşama girerken de sabaha girerken de Allahu teâlâ’yı tesbih ve tenzih ederiz.

Allahu teâlâ, ölüden diri ve diriden ölü çıkarır. Ve arz kuruduktan sonra (Yağmurla) ona hayat verir. Bunun gibi, siz de kabirlerinizden çıka­rılacaksınız.

Ben, benim ve sizin Rabbimiz olan Allahu teâlâ’ya tevekkül ettim. Hiçbir canlı mahlûk yoktur ki, nâsiyyesi Allahu teâlâ’nın elinde olmasın. Rabbim celle şâne, şüphe yok ki en doğru yol üzerindedir.

Hem, biz ne diye Allahu teâlâ'ya tevekkül etmeyelim ki, bizlere yo­lumuzu o göstermiştir. Bize ettiğiniz eziyetlere elbette sabredeceğiz. Al­lahu teâlâ'ya tevekkül edenler, bu tevekküllerinde sebat etmelidirler.

De ki: (Allahu teâlâ bizim için yazmışsa, ondan başkası asla bize erişemez. O, bizim Mevlâmızdır. Artık mü'minler yalnız Allahu teâlâ'ya te­vekkül etsinler.) Yeryüzünde, bütün canlıların rızkı Allahu teâlâ’nın üs­tündedir. Onların duracak yerlerini de emanet edilen yerlerini de bilir. Bütün bunlar, o apaçık kitapta (Levh-i-mahfuz) dadır.

Çoğu hayvanların, rızkını yüklenip taşımaya güçleri yetmez. Onlara da size de rızkı Allahu teâlâ verir. Allahu azim-üş-şân, her şeyi işitir, her şeyi bilir.    

Allahu teâlâ’nın insanlara rahmetinden açtığı bir ni'meti tutacak yok­tur. Tuttuğu bir ni’meti de tuttuktan sonra salıverecek yoktur. Allahu te­âlâ, yegâne galip ve her fiilinde hâkimdir.

Celâlim hakkı için, müşriklere: (O gökleri ve yerleri kim halk etti?) diye sorsan, elbette: (Allahu teâlâ...) diyeceklerdir. De ki: (Allahu teâlâ’yı bırakıp da ibadet ettikleriniz, şayet Allahu teâlâ bana bir zarar dilerse, benden onun bu zararını giderebilir mi? Haber verin bana... Yahut Allahu teâlâ bana bir rahmet dilese, ilâhlarınız onun bu rahmetini tutabilirler mi?) de ki: (Allahu teâlâ bana kâfidir. Tevekkül edenler, ancak ona tevekkül ederler.)

Allahu teâlâ, size bu imdadı ancak fethi tebşir ve yardım vâ’diyle kalbiniz mutma’in olsun diye yaptı. Yoksa, yardım ancak o yegâne galip ve hâkim olan Allahu azim-üş-şân tarafındandır.

Kâf - Hâ - Yâ - Ayn - Sad (Meryem sûresinin ilk âyetidir.)

Hâ - Mim - Ayn - Sin - Kaf (Eş-Şûrâ sûresinin ilk âyetleridir.)

Bize kâfi ol ve bizi himaye et...

O Allahu teâlâ ki kadirdir, kahirdir, zâhirdir, bâtındır, fâtırdır, lâtiftir, habirdir. Sözü haktır. Sûr nefholunduğu gün de mülk onundur. Görünme­yeni de görüneni de bilen O'dur. Hâkim ve habir O'dur.

Ey çok merhametli, ey kullarına pek çok iyilikler eden ve onların ha­yırlarını isteyen, ey gökleri ve yerleri akıllara hayret ve durgunluk vere­cek şekilde halk ve icat eden Allahım...

Ey daima diri, mahlûkatının korunup kollanmasına, kaim, ey celâl, azamet ve ikram sahibi Allahım...

Ulûhiyyetinin azameti hakkı için senden, tabiatlarımızın beşeri tabiattan çevrilmesini diliyoruz. Yüce meleklerinle ruhlarımızın yüceltilmesini istiyoruz.

Ey kuvvet ve halleri değiştiren Allahım.,. Bizim halimizi de en gü­zel hale çevir...

Allahım... Seni tesbih ve tenzih eder, sana hamd-ü senâ eylerim. Şehadet ederim ki, Hak mâ’bud yoktur, illâ sen varsın. Senden mağfiret di­ler ve sana dönerim (Tövbe ederim.)

Allahım...  Peygamberimiz, efendimiz Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme salât, selâm ve bereket yolla... O, yaratılanların hep­sinden önce ve ileridir. Nuru, âlemlere rahmet; zuhuru kâinattan gelip ge­çenlerin ve arta kalanların, said veya şaki olanların sayısı kadar salât, selâm ve bereket yolla... Ona, öylesine rahmet eyle ki, sonsuzlukları aş­sın ve sonsuzluklara ulaşsın. Ona, öylesine rahmet eyle ki, ardı arkası ke­silmesin, ona öylesine rahmet eyle ki, bütün sayıları kaplasın, hadleri kuşatsın. Ona, öylesine rahmet eyle ki, o rahmeti ancak ona kılmış ola­sın. Rahmetin, daim bulunduğun müddetçe devam etsin, bâki bulunduğun müddetçe bâki kalsın, senin ilminden başkası kaplayamasın ve kapsaya­masın. Onun âline, evlâdına, ahfadına, ahbabına, ashabına da rahmet ey­le ki, rahmetin kadar selâmın ve selâmın kadar da rahmetin olsun...

Rabbim Rabbil-izzeti celle şâne, onların bütün isnatlarından münez­zehtir. Gönderilen bütün peygamberlere selâm ve âlemlerin Rabbi olan Allahu teâlâ'ya hamdolsun.

Ey Rabbimiz... Dualarımızı kabul et, sen çok iyi işiten ve bilensin. Tövbelerimizi kabul et, sen muhakkak kî merhamet sahibi ve tövbeleri kabul edicisin.

Allahım... Sen, bize hayır ve iyilikler ver... Sen, bizi şerlerden ve kö­tülüklerden koru...

RAHMAN VE RAHİYM OLAN ALLAHU TEÂLÂ'NIN İSMİYLE BAŞLARIM

De ki: (O Allah birdir. Büyüklük onda nihayet bulmuştur. Dâim ve bâ­kidir. Her şeyden müstağni, her dileğin merciidir. Doğmamış ve doğur­mamıştır. Hiçbir eşi ve benzeri yoktur.) (3 kere)

 

*******

Yorum Yazın