TEVHİD ve LEDÜN RİSÂLELERİ

ilm-i ledün; yüce Allah tarafından ruha ilka edilen bir nurdur, kalbe atılan özel bir ilimdir, sırra emanet edilen ilâhî bir emanettir diyebiliriz. İlm-i ledün için kula verilen cüz’î iradenin sarf edilmesi, belli sebeplere yapışılması, onu almaya bir derece hazırlık yapılması lazımdır; ancak işin aslı kulun kesbi değil, yüce Allah’ın tercihi ve ihsanıdır. Çünkü o, herkese verilmez.

YOL GİDENLERİN KLAVUZU

İmam Gazâli (KS) bu risâleyi hak ve gerçeği arayanların yapışıp tutunmaları ve sülûklarını (kulluk vazifelerini) sağlıklı bir şekilde tamamlamaları için yazdığını belirtip şöyle söylemiştir.
Allah teâlâ’ya hamd olsun. O, dostlarının kalplerini kendi sevgisinin ateşiyle yakmış, ruhların kendisiyle buluşmanın ve kendi zatını müşâhede etmenin iştiyakıyla mest etmiş, gözlerini ve zihinlerini kendi azamet ve rahmetinin eserlerini görüp mütalaa etmekle meşgul etmiştir. Bunlar, O’nun büyüklüğünü düşünmenin verdiği lezzet ve hayretle yaşarlar ve bu âlemde yalnız O’nun güzelliğini görür ve O’nun sevgisini duyarlar. Gözlerine güzel suretler ilişirse, zihinleri hemen musavviri (o suretleri yapan ve yaratanı) görür, kulaklarına tatlı nağmeler gelirse, kalpleri hemen O’nun sevgisiyle coşar. Dış dünyaya açılan gözleri ve kulakları da O’ndan başkasına kapalıdırlar. O bunları kendisi için seçmiş ve erişilmez bir mutluluğa mazhar kılmıştır.