En önemli Tasavvuf eserlerini sitemizden okuyabilir. Ücretsiz olarak PDF, Epub, Mobi formatlarında indirebilirsiniz.

Yeni eklenen kitaplarımızdan bilgi sahibi olmak için; sitemize üye olmanızı, sosyal medyanıza eklemenizi ve  telefon uygulamamızı indirmenizi öneririz.

BİZİ TAKİP EDİN

SON EKLENEN KİTAPLAR

En önemli Tasavvuf eserlerini sitemizden okuyabilir. Ücretsiz olarak PDF, Epub, Mobi formatlarında indirebilirsiniz.
Kitaplarımızı sitemizden okuyabileceğiniz gibi, Google Play Kitaplar'ı kullanarak Sitemizdeki E-Kitapları, akıllı telefonlarda en verimli şekilde okuyup, my dirve'ınıza otomatik olarak  not alabilirsiniz... Google Play Kitaplar'ı kullanmayı ve kitap eklemeyi öğrenmek için tıklayın...

TÜM KİTAPLARIMIZ

FÜTÛHU’L – GAYB

Abdülkâdir Geylânî’nin (ks) sohbet ve vaazlarının derlendiği bir eser olan Fütûhu’l-gayb, rıza, teslimiyet, şikâyeti terk, iradeyi terk, nefse, hevâya ve şeytana ittiba etmemek, sabır, şükür, […]

YOL GİDENLERİN KLAVUZU

İmam Gazâli (KS) bu risâleyi hak ve gerçeği arayanların yapışıp tutunmaları ve sülûklarını (kulluk vazifelerini) sağlıklı bir şekilde tamamlamaları için yazdığını belirtip şöyle söylemiştir. Allah […]

MÜZEKKİN’İ NÜFUS

Nefis terbiyesini bütün kavramlarıyla ele alan, seyr ü sülûk yollarında rehberlik eden pratik bir İslam ahlak kitabı. Tasavvuf ehlinin ahlakını tüm halkın anlayabileceği şekilde anlatan, […]

CİLÂÜ’L HÂTIR

Cilâü’l-hâtır, Abdulkadir Geylânî’nin vaazlarını bir araya getiren el-Fethu ’r-rabbânî gibi müstakil bir derlemedir ve el-Fethu’r-rabbânî’nin âdeta devamı niteliğindedir. Meclislerden yâni sohbetlerden oluşmaktadır. Bu vaaz ve […]

TEVHİD ve LEDÜN RİSÂLELERİ

ilm-i ledün; yüce Allah tarafından ruha ilka edilen bir nurdur, kalbe atılan özel bir ilimdir, sırra emanet edilen ilâhî bir emanettir diyebiliriz. İlm-i ledün için […]

TAM MÎFTAH’ÜL- KULÛB

Miftâhu’l-Kulûb tasavvufa dâir sekiz risâleden meydana gelmektedir. Miftâhu’l-Kulûb, Risâle-i Murâkebe, Risâle-i Pendiyye, Evrâd-ı Fethiye ve Şerhli Tercümesi, Evrâd-ı Bahâiyye ve Tercümesi Tarîkat ve tasavvuf âdâbı, […]

EVRÂD-I ŞERİFELER

EVRÂD-I BAHÂİYYE

Bahâeddin Şah-ı Nakşıbend Hazretleri tarafından Peygamber Efendimiz’in (asm) duâlarının özel bir düzenleme ile bir araya getirilmesinden meydana gelmiş olan bu yüksek evrad, çok geniş bir niyazı ve çok […]

EVRÂD-I KADİRİYYE ve ŞERHİ

Bu vird, içerisinde Kur’an-ı Kerim’den âyetler, hadis-i şerifler ve salâtu selâm bulunan Kadirî evrâd-ı şerifi Gavs’ul-â’zam Abdulkadir Geylani hazretleri tarafından tertiplenmiş bir virddir. Kadirî dergâhlarında zikrullaha başlanılmadan önce […]

EVRÂD-I FETHİYYE ve ŞERHİ

FETHİYYE-İ ŞERİFE’yi ŞEYH SEYYİD ALİYYÜL – HEMADANİ (K.S) hazretleri, o çağların evliyalarının ulularından 1400 kadar velinin devam etmek sureti ile velâyet rütbesine ulaştıkları dualardan ve evrâd-ı şerifelerden derlemişlerdir… […]

EVRÂD; sözlükte VİRD’in cem’i (Çoğulu) olup, VÎRD’ler yani her zaman tekrar edilen ve belirli zamanlarda okunması vazife bilinen dualar anlamına gelmektedir. Biz, buna dil alışkanlığı veya daima dilde bulunması, daima tekrarlanması gerekli hayırlı ve faydalı sözler de diyebiliriz. Kaldı ki, evrâd-ı şeriflerin çoğu Kur’an-ı kerimden âyetler, Hadis-i şerifler ile me’sûr duâlar, tazarrû, niyaz ve ilticalar, istiğfar, salavât-ı şerife, kelime-i tevhid ve sair zikirlerden ibarettir. Tarikat-i aliyyenin pirân-ı izâmı veya daha sonra gelen meşâyih-i kirâmı tarafından tertip olunmuş ayrı ayrı evrâd-ı şerifesi vardır.

Muhteviyatında geçen ezkârın fazileti (ecri) mükâfatı, Efendimiz’in (s.a.v.) hadisleri ve evliyaullah’ın (K.S.) ifade ve icma’larıyla sabittir. Akıl ve hafsalanın alamayacağı derecede büyüktür. "Ehl-i zikrin yanında 70 bin rûhânî bulunur. Evrâd-ı Şerif okuyanın yanında, 700 bin rûhânî bulunur." [Amme Cüz'ü Tefsir Notları, s. 113] O bakımdan öyle meclisleri kaçırmamaya, oralardan gafil olmamaya gayret etmek gerekir. 

Okunmasının hikmeti: Maneviyat erbabının bâtınî yolda terakkisi içindir. Bütün tarikatlerde, bâhusus Nakşî tarikatında bu yolun büyükleri tarafından Evrâd-ı Şerife tilâvetine büyük ehemmiyet atfedilmiştir. Kıymetini bilmek lazım...

FETHİYYE-İ ŞERİFE’yi ŞEYH SEYYİD ALİYYÜL – HEMEDANİ (Kuddise Sırrahus-Samedani) hazretleri, o çağların evliyalarının ulularından 1400 kadar velinin devam etmek sureti ile velâyet rütbesine ulaştıkları dualardan ve evrâd-ı şerifelerden derlemişlerdir...

Kendileri, bu gerçeği şöyle rivayet buyurmuşlardır:

Aslını ve şerhini sunduğumuz FETHİYYE evrâd-ı şerifi için bizzat kendileri şöyle buyurmuşlardır:

— 1400 evliyâ-i-kiramla mülâkat müyesser oldu. Her bi­risine velâyet makamına nasıl ulaştıklarını sordum. Bana, bu evrâd-ı şerifeye devam etmek suretiyle velâyet feth olunduğunu söylediler. Bir gün, Mekke-i Mükerreme’de Harem-i şerif içinde murakabede bulunduğum sırada, Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazır olarak: (Ey benim oğ­lum! Fethiyye virdini oku.) buyurdular. Birdenbire Hızır aleyhisselâm zuhur etti ve beni elimden tutarak Mekke’nin Batha vadisine götürdü ve bana orada Fethiyye-i şerifeyi ta­lim buyurdu. Hızır aleyhisselâm bana bu Fethiye Virdini öğ­retince; kumlar, çöl, yapraklar, ağaçlar, melekler, semalar tümden hük­müme girdi. Melekût, ceberût âlemi çeşitleri hep bana açıldılar.

Diğer bir rivayete göre de Fethiyye evrâd-ı şerifesini derleyip tertipledikten sonra Beyt-i şerife varmışlar ve orada misafir oldukları bir gece mânalarında Seyyid-i kâinat aleyhi ve âlihi efdal-üt-tahiyyat hazretlerini mübarek ellerinde bazı evrâd bulunduğu halde görerek:

— Huz, hâzih-il Fethiyye (Al, Fethiye işte budur) ferma­nı üzerine kendisine lütfedilen evrâdı şerifi almışlar ve kendilerinin tertipledikleri Fethiyye evrâdının aynı olduğunu an­lamışlardır.

Bu evrâd-ı şerifeye devam edenlerin, Allahu teâlânın ina­yeti ve Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin himem-i ruhaniyyeti ve bu evrâdı daha önce okuyan zevat-ı âlişanın ve hak velilerinin kudsî nefesleri berekâtiyle çok faydalanacakları ve özellikle Esmâ-i Hüsnadan feyiz alacakları meşayih-i kirâm ve ulema-i izam tarafından temin ve tavsiye edilmiştir.

Cenab-ı Hak, cümlemizi onların feyizlerinden yararlan­dırsın.

Fethiyye evrâdına devam edenler üzerine, Cenâb-ı Hak hayır ve bereket kapılarını açar, en kuvvetli ve şerli olan cinlerden emin olurlar.
Fethiyye evrâdı, sabah namazından sonra okunur. Cemaatle okunduğu takdirde zikir halkası teşkil olunur ve güzel sesli bir kişi tarafından okunur. Bittikten sonra hazır bulunanlar zevk ve şevk ile ve rûhani cezbe içinde zikrullâh ile meşgul olurlar.

Sâlik yalnız ise, Fethiyye-i şerifeyi dilerse yüksek sesle fakat zikirler mertebesini içinden okur. Bitirdikten sonra vakti müsâit ise, işrak zamanına kadar mürâkabe ve zikr-i-kalbi ile meşgul olur veya Yâsin-i şerifi okur. Çünkü, zikrullâh'ın berakâtı ve hidâyet nûru ile ve zikir meclislerinde hazır bulunan meleklerin, sâlihlerin ve meşâyihin ruhâniyyetleri ile kalbe tefekkür, teveccüh ve huzur ihsan buyurulur, rahmet ve muhabbet nazil olur.
     Yine Seyyid Ali Hemedânî hazretlerinden naklen anlatılmaktadır ki:
— Bir gece, Harzem şehri civarında, bir bostanın havuzunun kenarında uyuya kalmıştım. Birden, dört kişinin benim bulunduğum yere doğru geldiklerini gördüm. Havuzdan abdest aldılar. Ben de abdest aldım ve onlarla birlikte namazı kıldım. Bu arada, kendi kendime Fethiyye'yi içimden mi yoksa yüksek sesle mi okusam diye düşünüyordum ki, imam selam verdi ve benim derlediğim Fethiyye'yi, aynen benim tertibim ile ve büyük bir şevk ve zevk içinde yüksek sesle okudu. Sonradan, bana zâhir oldu ki gerek imamlık eden ve gerekse kendisine uyup namaz kılan zevat, meleklerden bir tâife olup, bu zatların, sırf Fethiyye-i şerifenin ne vakit ve nasıl okunacağını öğretmek ve beni irşâd etmek niyeti vazifesi ile Allâhu teâla tarafından memur buyurulduklarını anladım.
Çünkü, bu vak'adan önce ben, Fethiyye-i şerife'yi sabah namazından evvel, yani ortalık henüz karanlık iken okurdum. Bundan sonra, meleklerden gördüğüm gibi, sabah namazlarından sonra okumaya başladım.        

Bu vird, içerisinde Kur'an-ı Kerim'den âyetler, hadis-i şerifler ve salâtu selâm bulunan Kadirî evrâd-ı şerifidir. Gavsu’l Azam Abdulkadir Geylani Hazretleri tarafından tertiplenmiş bir virddir.

Kadirî dergâhlarında zikrullaha başlanılmadan önce okunmakta olup, vakit namazlarından sonra veya günün herhangi bir zamanında da okunması için telkin ve talim olunmuş bir virddir. 
Kadiri evrâd-ı şerifinin, başından ALLAHÜMMEC’AL EFDALE SALÂVATİKE ibaresine kadar olan kısmı, MÜZEKKİN NÜFUS müellifi Eşref zade Şeyh Abdullah Rûmi kaddesallahu sırrah-ul-Kayyumi hazretlerinin, muhterem mürşitleri, Pir sultan Abdülkadir-i Geylâni kuddise sırruh efendimizin torunu Şeyh Seyyid Hüseyin-il Hamavi kuddise sırruh tarafından, mütebakisi Gavs-ül-â’zam hazretlerince tertip buyurulmuş olup Kadiri dergâhlarında mübarek gecelerde zikrullaha başlanılmadan okunduğu gibi, müritlere de sabah namazlarından sonra veya günün diğer münasip bir zamanında muntazaman okunması telkin ve talim olunmuştur.
Mânası ve medlûlu bilinmeden okunacak herhangi bir dua ile, bilerek ve anlayarak okunan dua arasında, kabule karin olması bakımından elbette büyük farklar olacağını göz önünde bulundurarak, Kadir-i evrâd-ı şerifesinin metnini verdikten sonra, öz ve özet halinde şerhi ve açıklaması yapmılmıştır.